Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
Kılıçdaroğlu #Adalet Yürüyüşü'nün 14. gününde Kılıçdaroğlu #Adalet Yürüyüşü'nün 14. gününde
Yandaş yazardan Erdoğan'a ısrarla 'dinlenme' çağrısı! Yandaştan Erdoğan'a 'dinlenme' çağrısı!
Saray’ın yeni sözcüsü Doğu Perinçek Saray’ın yeni sözcüsü Doğu Perinçek
   Yazarlar
Akşam Yemeğinden Sonra Günaydın
Şahin Mengü; Amerika bölgede bir 'Kürt bölgesi' oluşturmak için Irak’ta Saddam’ı, Suriye’de de İŞİD’i bahane etmiştir.
 
Tarih: 25.06.2015 - Saat: 15:50:51
 
İŞİD’in, Amerikan Hava Kuvvetlerini desteği ile PKK/PYD tarafından sınırımızdaki Tel Abyad’dan çıkartılmasından sonra durumun vahametini yeni yeni algılamaya başlayan iktidar ve havuz medyasında bir telaş başladı.
PKK/PYD’nin Kuzey Suriye Hududumuza yerleşmesi üzerine önce Cumhurbaşkanı “….bölgeden 15 bin Arap ve Türkmen Türkiye tarafına geçti, boşalan yerlere PYD ve PKK yerleştiriliyor. Bu pek hayra alamet değil. Zira bu, sınırlarımızı tehdit edebilecek bir yapı oluşmasına yol açılması demektir. Bu konudaki hassasiyetlerimizi herkes görmeli.” dedi.
Havuz medyası da, CİA planının tıkır tıkır işlediğini, Suriye’nin Kuzeyinde Kürdistan’ın kurulmakta olduğunu ve bu oluşum ile hedeflen Kürt Devletinin Akdeniz’e açılmasının sağlanacağı yolundaki haberleri, manşetlerine taşıdılar.
Gerek Cumhurbaşkanı’nın gerekse yandaş medyanın saptamaları ve değerlendirmeleri geçte olsa doğrudur. Suriye’nin Kuzeyinde de, 24 yıl önce Irak’ın Kuzeyinde yapıldığı gibi, ABD destekli bir “Kürdistan bölgesi” oluşturulmaktadır.
Olayların bu noktaya gelmesi, yani Irak’tan sonra Suriye’de de bir bağımsız “Kürdistan bölgesi” kurulması, iktidarın dinci/mezhepçi ideolojinin esiri olarak yürütülen dış politikanın sonucu olduğu birileri tarafından daha yeni anlaşılıyor.
Amerika bölgede bir “Kürt bölgesi” oluşturmak için Irak’ta Saddam’ı, Suriye’de de İŞİD’i bahane etmiştir.
Aslında her ikisi de, ABD’nin planı ve Türkiye’de de iktidarı elinde bulunduranların aymazlığı nedeniyle bölge için tehdit haline getirilmişlerdir.
ABD 1991 de Kuveyt’i kurtaran “Çöl fırtınası” harekâtında Saddam’ı özellikle devirmeyerek bölgede tehdit olarak kalmasını sağlamıştı. Sonrasında bu “Saddam tehdidini” kullanarak ve maalesef Türkiye’nin de desteğiyle Saddam’dan korunan Kuzey Irak’taki otonom Kürt yönetiminin kök salması sağlandı.
ABD, Suriye’deki operasyonuna da Türkiye’yi daha doğrusu AKP’yi “Esad’ı devirmek” aldatmacasıyla dahil etmişti. Esad’ı sözüm ona devirmek üzere ABD’nin/Batı’nın desteği ile Müslüman kardeşler ağırlıklı Özgür Suriye Ordusu oluşturulmuş, hiçbir zaman etkin olmayan bu Orduya, azılı cihatcıların Türkiye üzerinden geçerek katılmalarına göz yumulmuş ve İŞİD böylece tehlike haline getirilmiştir.
Erdoğan/Davutoğlu ikilisi, Esad’ı devirip yerine Müslüman Kardeşleri iktidara getirmek, böylece bölgenin ağabeyi olmak ham hayali ile bu tuzağa hemen düşmüşlerdir. Mezhepçiliğin kör ettiği gözleri, Rusya ve İran’ın Esad’ın devrilmesine izin vermeyeceklerini görememişlerdir.
ABD, AKP hükümetinin bütün ısrarına rağmen, Esad’ın devrilmesi hedefinden artık söz etmez olmuştur. İŞİD’i defetmek bahanesi ile hava desteği sağladığı PKK/PYD güçlerine alan kazandırmakla, böylece Kuzey Suriye’de de, aynen Kuzey Irakta olduğu gibi “Özerk Kürt Bölgesi” oluşturmakla meşguldür.
Cumhurbaşkanı’nın şimdi şikayetçi olduğu gelişmeler bizzat ABD’nin planının ve Türkiye’nin de aymazlığının eseridir.
Hükümet yanlısı basının doğru saptadığı gibi, CİA planı tıkır tıkır çalışmaktadır.
Ancak, işler olup bittikten sonra saptama yapıp şikayetçi olmanın hiçbir değeri yoktur. Marifet, Kuzey Irak’tan da ders çıkararak gelişmeleri önceden görmek ve ABD’nin kurduğu tuzağa düşmemekti. Suriye’nin toprak bütünlüğünü tehlikeye atacak girişimlere karşı durmaktı. ABD’nin bölgedeki çıkarlarının maşası olmamaktı.
Türk kamuoyu, Erdoğan/Davutoğlu ikilisinin bu ülkenin başına açtığı çok yönlü ve kalıcı iç ve dış belaların yeterince ayırdın da değildir. Bunda, vahim hatalarla dolu Suriye politikasını, ABD yönetimiyle ters düşmemek nedeniyle, ülke gündeminin öncelikli konulardan birisi yapmayan, CHP’nin kabahati de çok büyüktür.
Gelişmeleri görünce, o büyük Adamın iç ve dış barışın ayrılmazlığını vurgulamak için dört kelimeye sığdırarak söylediği “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” vecizelerin değeri şimdi çok daha iyi anlaşılmaktadır.
AKP iktidarı kendi yürüttüğü dinci mezhepçi ideolojinin esiri olarak bu ülkenin başına örülen çorapları yeni fark ettiği için “akşam yemeğinden sonra günaydın” sözü cuk oturuyor.

Şahin Mengü

Etiketleme: türkiye gerçeği,vişne haber ajans,vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Akşam Yemeğinden Sonra Günaydın, Şahin Mengü

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 






  Yazarın Diğer Yazıları
Ülkemizin birlik ve bütünlüğü tehlikede ...
Akşam Yemeğinden Sonra Günaydın ...
Her şeye Rağmen Durum Vahim ...
Tayyip Erdoğan Ne İstiyor ...
Zavallılar ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
Hayır’ın ve #AdaletYürüyüşü'nün açtığı yeni yol
Prof.Dr. Ahmet Özer
Hayattan yazı, yazıdan hayat yapmak
Atay Sözer
Katar kime ne katar?
Dr. Dursun Kırbaş
Levent Gültekin, Güzelbahçe’ye geliyor
Turgut Ünlü
Bir '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' daha
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Erol Kızılelma
Anneler ve Oyları
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Toroslar Ağlarken
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
#Adalet için yollara!
Av. Zühal Dönmez
Atatürk’ün Çiftlikleri
Ömer Faruk Eminağaoğlu
AKP büyük kongresi ve ortaya çıkan sorunlar
Yaşar Seyman
Adalet Yaşamaktır
Yılmaz Özdemir
O'na Saldırmak
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim