Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
İstanbul'da bugün sıcaklık rekoru kırıldı! İstanbul'da bugün sıcaklık rekoru kırıldı!
Türkiye, MR kullanımında ilk sırada Türkiye, MR kullanımında ilk sırada
Ruhi Su ölümünün 32. yılında etkinliklerle anılıyor Ruhi Su ölümünün 32. yılında anılıyor
   Yazarlar
Bir Düşünelim Hele
Prof. Dr. Dursun Kırbaş; Başından itibaren bir ABD projesi olan Fettullah Gülen, 2003’e kadar dünyanın birçok yerinde ABD’nin eskiden açtığı 'misyoner okulları' yerine 'Gülen okulları' açıldı. Bu okullar İslami topluluklar bulunan ülkeler içerisinde parla
 
Tarih: 28.07.2016 - Saat: 19:06:57
 
1.Önce bu güne nasıl geldik?
Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu andan itibaren otoriter bir zemine oturtulmuştur. (Ogün tarihi şartlar belki bu böyle gerektiriyordu) 1950’de çok partili rejime (demokrasi demiyorum) geçildi. Bu otoriter yapı korundu. Otoriter yapıların bir biçimiyle sürdürülebilir kılınması gerekiyordu. 1960 darbesi bu yapıya yeni bir restorasyon yaptı. Sürdürülebilir hale geldi. 
Genetik kodları otoriter kaldı. 12 Mart 1970 darbesi bu genetik kodlarla yeniden hortladı. Demokratik
güçlerin harekete geçmesi ile 12 Mart rejimi geriledi. Demokrasi hep bir vitrin olarak kaldı. Demokratik güçlerin yeni mevziler kazanması derin güçler tarafından hazmedilemedi. Genetik kodlara zarar vereceği düşünülerek yeniden revize edildi. 
12 Eylül 1980 darbesi budur. Bu darbe demokratik güçleri yerle bir etti. Yerle bir edilen bu zeminde ılımlı İslam projesi yeşertildi.Bu proje ABD’nin 1950 yıllarında SSCB’ye karşı tesis ettiği yeşil kuşak projesi’nin devamıydı. Yeşil kuşak projesi kapsamında kurulan “Komünizmle mücadele dernekleri” çerçevesinde Erzurum’un küçük bir vaiz Fettullah Gülen bu dernekler içerisinde yeşertildi, parlatıldı. 
Demokratik güçlerin gerilediği dönemlerde kollandı, yetiştirildi. Ilımlı İslam düşüncesinin mimarı yapıldı. Başından itibaren bir ABD projesi olan Fettullah Gülen,2003’e kadar dünyanın birçok yerinde ABD’nin eskiden açtığı “misyoner okulları” yerine “Gülen okulları”açıldı. Bu okullar İslami topluluklar bulunan ülkeler içerisinde parlatıldı. Bir CİA projesi olarak geliştirildi. 
2000’li yıllarda iktidar olan AKP’nin kadro kaynağı işte bu fideliktir. Birçok AKP yetkilisi’nin FETÖ aşkı böyle başladı. Sonunda “ne istedilerde vermedik” noktasına geldi. Görüyoruz ki işte “ne istedilerse vermişler”. FETÖ ekibi AKP aracılığıyla bu ülkede ne istediyse yaptı. Haksız kazanç elde etti. Haksız bir şekilde adamlarını, devletin içinde konumlandırdı. İktidar buna kördü. FET֒cülerin yaptıklarını ifşa eden güçlere karşı aşağılayıcı bir ifade kullanılıyordu. Ne zmanki perde arkasındaki iktidar savası aleni hale gelince herkes elindeki güçleri harekete geçirdi. Erken kalkan yol alırdı. AKP erken kalktı ve yol aldı. FETÖ bir kontra hareketiyle öne geçmek istedi.15 Temmuz darbe girişimi işte budur.

2. Şimdi yeniden düşünelim.

Yukarıdaki süreçte devletin 1923’ten bu güne gelen “otoriter genleriyle” oynayan ve kendi lehine bir deformasyon yaratmaya çalışan FETÖ grubu duvara tosladı. 

“Kandırıldık” diyenler uykusundan uyanmış gibi yapıyorlar. Rüzgar şu anda AKP’nin lehine. Bu rüzgarda dolan yelkenli nereye gidiyor. Rüzgara kapılanlar birkez daha düşünmeli. Sonu yine hazin olmasın. Bir yelkenli açık denizde ağır aksak belirlediği bir hedefe (Buna demokrasi diyelim) gidiyor.. Birden bir rüzgar çıkıyor sanki bizim hedefimize biran önce ulaşmamızı sağlayacak şekilde esiyor. Hepimiz rüzgara kapılıp gidiyoruz. Yalnız birileri bize dümendeki kaptanın “dümen”leriyle hedeften saptığımızı söylüyor. Kimseye sözünü dinletemiyor. Sözün ve yazının geçerliliğini yitirdiği bir dönemde (görsel medya aklımızı kontrol ediyor) bu yazının çok fazla bir önemi yok ama. T24 yazarı Hasan Cemal’in Şahin Alpay’ın gözaltına alınmasının ardından, duygusal yanı ağır basan yazısının son satırları benim aklıma takıldı “15 Temmuz’un kanlı askeri darbe girişimine karşı çıkmak, tek başına demokratlığın kriteri değildir ve olamaz. Demokratlık, aynı zamanda Erdoğan’ın derinleşmekte olan sivil darbesine de hayır demekten geçiyor. (erişim tarihi 28/07/2016)diyor.
Bir düşünelim
Siz ne dersiniz?

Prof. Dr. Dursun Kırbaş

Etiketleme: türkiye gerçeği,vişne haber ajans,vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Prof. Dr. Dursun Kırbaş, Bir Düşünelim Hele

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 






  Yazarın Diğer Yazıları
Yalçın Bayer; İnebolu halkı 'Yiğit' bir kent olarak anılmak isteniyor...
İktidarın ayırdına varamadıkları ...
Bir Düşünelim Hele ...
Cehalete Övgü ...
Bu çılgınlık nereye kadar ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
Kılıçdaroğlu: 2019 seçimlerini kazanacağız
Prof.Dr. Ahmet Özer
Giderem Van'a doğru
Atay Sözer
Büyük nümayiş
Dr. Dursun Kırbaş
İktidarın ayırdına varamadıkları
Turgut Ünlü
10 Ağustos bana göre Çanakkale zaferi olarak kutlanmalı
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Erol Kızılelma
Erol Kızılelma; Mücadele için
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Toroslar Ağlarken
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
#Adalet için yollara!
Av. Zühal Dönmez
Atatürk’ün Çiftlikleri
Ömer Faruk Eminağaoğlu
Adalet yürüyüşü yarınlar için
Yaşar Seyman
Benazir'i neden yazdım?
Yılmaz Özdemir
O'na Saldırmak
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim