Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
İran, IKBY'ye uçuşları durdurdu İran, IKBY'ye uçuşları durdurdu
Topbaş'ın istifasının ardından İstanbul'da kritik toplantı Kadir Topbaş, Erdoğan'ı karşıladı
Kadir Topbaş istifası zincirin ilk halkası Kadir Topbaş istifası zincirin ilk halkası
   Yazarlar
FETÖ Çatı Davası
Ahmet Tatar; Bu davalarda sonuç çıkabilmesi, suçlunun suçsuzun ayrılması, ancak kendi mecrasında açılacak davalar ile mümkün olabilir. Yoksa yüzlerce sanığın yargılandığı dava biçimi, esas suçluların kendilerini saklamaları ve sıvışmaları için zemin hazır
 
Tarih: 20.02.2017 - Saat: 14:13:22
 
Pazartesi başlayan ve Hidayet Karaca’nın savunması ile geçen FETÖ Çatı davasının 3. Seri duruşmalarını Cuma günü bitirdik. İlgilenenler için söylemiş olayım, 4.Seri 27-31 Mart 2017 tarihleri arasında yapılacak.

İddianameye göre Cemaatin medya imamı Hidayet Karaca, makine mühendisliği okumuş, Zaman Gazetesinin İzmir’de Ege bölge temsilciliğini, daha sonra da iki yıl Ankara temsilciliğini yapmış. 1999 dan itibaren ise Samanyolu yayın grubunun başın atanmış. 19 Aralık 2009 da cemaat operasyonları çerçevesinde tutuklanan Karaca, Tahşiye, Şike ve Çatı davalarında yargılanıyor.

Fetullah Gülen ile direk görüşen, ona en yakın adamlardan biri. Fetullah’ın 23.04.2015 te "onlar payidar olsunlar, zindanları medreseyi yusufiye haline getiren babayiğitler, mazlumlar, mağdurlar, mehcurlar, menfiler, girdikleri gibi çıksınlar, çıktıklarında da daha ciddi bir iman kıvamı ile çıksınlar. Onlara zulmeden insanları çıldırtsınlar." diyerek 75 kişi ile birlikte korsan bir operasyonla serbest bırakma emrini verdiği kişilerden biri.

Cemaatin yargıdaki tetikçilerinden Metin Özçelik ve Mustafa Başer tarafından serbest bırakılmak istenenlerin arasında Hidayet Karaca ile birlikte Ali Fuat Yılmazer, Yurt Atayün, Yakup Saygılı ve Ramazan Akyürek gibi polis şefleri vardı. Neyse ki girişim direkten döndü.

***

Hidayet Karaca konuşmasının başında uzun bir savunma yapacağını söyledi. Cemaatin medya sorumluluğunu yürüten birinin söyleyeceklerinin uzun olması normal, fakat içeriğinin bu derece boş olmasına açıkçası şaşırdım.

Büyük takımlara karşı topu sürekli taca atan, zamana oynayan küçük takımların ruh halinde, lafı uzattıkça uzattı. Uzun uzun dizilerin nasıl çekildiğinden, yönetmenin, yapımcının görevinden bahseden Karaca, esasa ancak cuma günü gelebildi. Mahkemenin diğer sanıkların taleplerini alacağı, kendisinin İstanbul’a iade edileceği sıkışıklığa geldiğimizde hala lafı dolandırmaya devam ediyordu.

Bir çok savunma dinledim ve okudum. Önemli sanıklar öyle savunma yaparlar ki, İçeriğine katılmasa bile, dinleyenler de, mahkeme de saygı duyar. Suçlamaları kendi bakış açısından, örgütünün stratejileri çerçevesinde çok farklı alanlara taşırlar. Dinleyenin dikkati kolay kolay dağılmaz. Ama burada sadece nöbet yorgunu jandarma erleri değil hep beraber uyuduk desek yeri var.

Bu savunma, Cemaat tutuklularının davalarda izleyecekleri tutum hakkında ciddi ip uçları içeriyor. Çünkü Hidayet Karaca’nın medya ve kamuoyu etkileme konusundaki deneyimleri, onu strateji belirleyebilecek bir konuma getiriyor.

Hidayet Karaca’nın başında olduğu Samanyolu yayın grubu ve Ekrem Dumanlı’nın yönettiği Zaman gazetesi aracılığı ile, Ergenekon Balyoz sürecinde nasıl bir dezenformasyon yürütüldüğünü biliyoruz.

Yargı ve emniyet örgütlenmelerinden aldıkları bilgilerle, öyle bir atmosfer oluşturdular ki, kendileri dışındaki birçok basın yayın kuruluşlarını da fiilen yanlarına alabildiler. Gerçi basın içindeki neoliberal çevreler zaten buna hazırdı. Sadece malzemeye ihtiyaçları vardı ki, o malzeme de cemaatin servisçileri tarafından bol bol sağlandı. Şimdi “kullanışlı aptalmışım” “bizi de kandırmışlar” dediklerine bakmayın. Sormadan, sorgulamadan, her önlerine atılan haberin üzerine atlayanlar, “derin” analizler yapanlar sorumluluktan kurtulamazlar.

Biz her fırsatta bu sorumlulukları hatırlatacağız. Ama bunu sırf onları utandırmak için değil, bu ülkede aynı şeyler tekrar yaşanmasın diye, sorumluluktan yapacağız.

***

Biz bu davaya ne kadar umutlu başlamış olursak olalım, yargı süreci ilerledikçe gidişat ağırlaşıyor. Hukuk sistemimiz maalesef bunu en önemli nedeni. Bu ağırlaşmanın geçmişte yolda kalmalara, zaman aşımlarına kadar vardığını hepimiz biliyoruz. Bu konuda, bütün FETÖ davaları için, başta dönemin mağdurları olmak üzere herkese görev düşüyor.

Diğer yandan medyanın sorumluluğu çok daha önemli. Bu davalar medyanın kendini sorgulaması, geçmişteki hataları tekrar etmemesi ve bir anlamda kendini Türkiye kamuoyuna affettirmesi için fırsattır. Bu davaların kamuoyunun gündeminden düşmemesi, sulandırılmaması için medya üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.

***

Çok marifetmiş gibi yapılan devasa duruşma salonları bizleri kaygılandırıyor. Bu davaların gerekli gereksiz birleştirilip devasa davalara dönüştürülmesi sadece ve sadece Fetullahçı katillerin işine yarar. Bu davalarda sonuç çıkabilmesi, suçlunun suçsuzun ayrılması, ancak kendi mecrasında açılacak davalar ile mümkün olabilir. Yoksa yüzlerce sanığın yargılandığı dava biçimi, esas suçluların kendilerini saklamaları ve sıvışmaları için zemin hazırlar. Bu tuzağa düşülmemesi için elimizden ne geliyorsa yapmalıyız.

Bu durum, siyasi iktidar açısından da bir samimiyet testi anlamı taşıyor. Siyasi iktidar başta Fetullah Gülen olmak üzere cemaatin elebaşlarının yargılanmak üzere yurtdışından getirilmeleri konusunda iyi bir sınav veremedi.

İç kamuoyuna idam gibi hamasi mesajlar vererek, ancak ve ancak yurtdışına kaçmış olan alçaklara mağduriyet örtüsü kazandırırsınız. Oysa yapılması gereken, baştan beri darbecilerin gerçek yüzlerinin dış dünyaya inandırıcı bir dille anlatılmasıdır. Sanıkların evrensel hukuk normları çerçevesinde adil yargılanacakları konusunda ikna edici mesajların verilmesidir.

Maalesef bu konuda başlangıçta Yunanistan’da oluşan olumlu hava bile kullanılamadı.

Darbe karşıtlığı tescilli bir anlayışın iktidar olduğu, darbecileri yargılama hafızası olan bir ülkeden, üniforma giymiş hainleri alamadık.

Bu işin mitinglerde nutuk atarak, ulusal çıkarlarımızı bir tehdit unsuru olarak kullanarak değil, aşağılanan monşerlere kulak vererek, diplomasi ile olabileceğini siyasetten anlayan herkes iyi biliyor. Ama iş nasıl oldu da bu noktaya geldi. Bütün bunlar sadece AB ülkelerinin bizi düşmanlığı ile açıklanabilir mi?

İnsanın aklına ister istemez, biz gerçekten bu alçakları getirip yargılamak istiyor muyuz gibi sorular gelmiyor değil.

Ahmet Tatar

Etiketleme: türkiye gerçeği,vişne haber ajans,vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Ahmet Tatar, FETÖ Çatı Davası

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 






  Yazarın Diğer Yazıları
#Adalet için yollara! ...
Baykal'ın formülü ...
Sine-i millet ya da direnç ...
Kaybetmedik, çok şey kazandık ...
FETÖ Çatı Davası ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
Kılıçdaroğlu: 2019 seçimlerini kazanacağız
Prof.Dr. Ahmet Özer
Giderem Van'a doğru
Atay Sözer
Büyük nümayiş
Dr. Dursun Kırbaş
İktidarın ayırdına varamadıkları
Turgut Ünlü
10 Ağustos bana göre Çanakkale zaferi olarak kutlanmalı
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Erol Kızılelma
Erol Kızılelma; Mücadele için
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Toroslar Ağlarken
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
#Adalet için yollara!
Av. Zühal Dönmez
Atatürk’ün Çiftlikleri
Ömer Faruk Eminağaoğlu
Adalet yürüyüşü yarınlar için
Yaşar Seyman
Benazir'i neden yazdım?
Yılmaz Özdemir
O'na Saldırmak
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim