Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
CHP'den Bakan Soylu'ya sert yanıt: Mafya babası ağzıyla konuşanların Bakanlık koltuklarında oturduğu çürümüşlükle karşı karşıyayız CHP'den Bakana: Elinde bir şey varsa gereğini yap
İçişleri Bakanı anamuhalefet liderini yine tehdit etti: Kılıçdaroğlu, bittin sen İçişleri Bakanı: Kılıçdaroğlu, bittin sen
İmambakır Üküş: Ataşehir'deki olay Battal İlgezdi değil CHP'ye saldırı olayıdır 'Battal İlgezdi'ye değil CHP'ye saldırı olayıdır'
   Yazarlar
Mehveş Evin: Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!
Mehveş Evin: Tıpkı yolsuzluğun ‘işbilirlik’ olarak tariflenmesi ve normalleştirilmesi gibi, akademide de norm artık sallabaş olmak. Aman ha, iktidarın gücüne gidecek söz etmemek...
 
Tarih: 07.12.2017 - Saat: 07:54:58
 
Barış için imza atacağına, bilimsel fikir üretip ifade özgürlüğünü savunacağına, tezsiz doktora yaz, bak o zaman en makbul akademisyen sen olursun...

Olay, güzel ülkemizin birbirinden nadide üniversitelerinden birinde geçiyor:

Erzincan Üniversitesi’nin 2015’te onayladığı bir ‘doktora tezi’nde, giriş bölümleri haricinde tek bir cümle olmadığı ortaya çıktı! 19. Yüzyılda Osmanlı halkının hayatını ‘inceleyen’ sözümona araştırma, muhtemelen google’dan indirilmiş yemek ve hayvan adları, içecekler, atasözlerinden ibaret. Üstelik M.A. adındaki bu kişi, halen “akademik kariyerini” sürdürüyor. (‘Tezsiz, hatta cümlesiz doktora tezi’nin haberi şurada:

YÖK, savunma olarak utanmadan ‘Yayınladık ama onaylamadık’ diyebiliyor. Yahu ilkokul çocuğu böyle ödev verse öğretmeni sınıfta bırakır. Hiç mi utanmıyorsunuz?

Türkiye üniversitelerinde intihal gırla, dünya sıralamalarında hızla geriye düşülüyor. ‘Tezsiz doktora’ neden bu hale düşüldüğünün en çarpıcı örneklerinden biri.

Ama YÖK iyi eğitimle filan ilgilenmiyor. Onun işi, devletin polisliğini yapmak. Mesela iş ‘barış için imza atan akademisyen’lere gelince, şahin kesiliyor.

AKADEMİDE NORM, SALLABAŞ OLMAK

Tıpkı yolsuzluğun ‘işbilirlik’ olarak tariflenmesi ve normalleştirilmesi gibi, akademide de norm artık sallabaş olmak. Aman ha, iktidarın gücüne gidecek söz etmemek... Başka deyişle ne kadar bilimsellikten, sorgulamaktan, çoğulculuktan uzak, o kadar iyi!

Hangi medeniyette böyle bir şey mümkün olabilir? Ya da soruyu şöyle soralım: Yüksek eğitimin üzerinde böylesine büyük baskı kurulan, ifade özgürlüğü hukuksuzca cezalandıran bir ülkede medeniyetten bahsedilebilir mi?

Hal böyleyken, Barış İçin Akademisyenlere açılan davalar, işsiz bırakılmaları, mobbinge uğramaları, yurtdışına çıkamamaları başka bir anlam kazanıyor.

Hayır efendim, mesele ne dedikleri, neye imza attıklarından ibaret değil! Mesele, tektip düşünceyi, kültürü dayatmak.

Ali Duran Topuz’un sözleriyle, “Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi davaları, düşüncenin ne olduğuna karar vermek isteyen, yani yurttaşların temyiz kudreti bulunduğunu kabul etmeyen; kamuda ve toplumda ‘ülkesine ve milletine yabancı’ addedilen farklılıkların barınmasına karşı olan, homojen toplum hayalindeki otoriter/totaliter bir aklın iktidarını pekiştirme davalarıdır”.

Ve ne yazık ki bu tahayyül, sadece iktidarı elinde bulunduranlara ait değil...

İktidara ortak olan, besleyip yönlendiren; ‘yüzde 100 milli ve yerli’yi matah sayanların desteklediği yıkıcı zihniyet, bu.

AKADEMİSYENLERLE DAYANIŞMAYI KIRAMAYACAKSINIZ

12 Eylül darbesinin ürünü olan YÖK’ün, akademinin üzerindeki faşist baskının bugün, şiddetini artırarak devam ettiğini tecrübe etmek ne acı... “Askeri yargıdan beteri de varmış” dedirttiler ya bu millete, bravo.

2015’te, sokağa çıkma yasakları sırasında “Bu suça ortak olmuyoruz” başlıklı bildirinin ilk imzacısı olan 1128 akademisyenden 148’inin yargı süreci başladı.

Yargı diyoruz, ama yapılan şeyin hukukla alakası yok.

Aralarında Türkiye’nin en parlak hocaları, en iyi öğrencilerini yetiştiren, en iyi üniversitelerin akademisyenleri var. Zaten nitelikli akademisyenin sayısı çok az. Alıp başınızın üstüne koymanız gerekirken terör örgütü propagandasıyla suçluyorsunuz. Cezası, 7.5 yıla kadar hapis!

İlk dava 5 Aralık’ta görüldü; diğer duruşmalar günlere yayıp bölünerek, farklı üniversitelerin hocalarını boncuk gibi dağıtarak 17 Mayıs’a kadar maraton şeklinde sürecek. Dava takvimi için:

Avukat Meriç Eyüpoğlu’nun tespit ettiği gibi, davaların bu şekilde dağıtılmasının amacı, akademisyenleri yalnızlaştırmak. Öğrencilerini, meslektaşlarını, hak savunucularını, gazetecileri bezdirmek, gündeme bile gelmemelerini sağlamak...

Sizin adınıza üzgünüm, kendi adıma umut doluyum: Dayanışmayı bu numaralarla kıramayacaksınız.

BIRAKIN ÇOCUKLAR FARKLI DÜŞÜNMEYİ ÖĞRENSİN

İhraç sürecinden hazırlanan iddianameye, barış akademisyenlerine açılan davalar başından sonuna hukuksuz.

Avukat Eyüpoğlu şöyle izah ediyor: "Neden bunu söylediniz de, şunu söylemediniz?’ diye bir yargılama olabilir mi? Böyle bir hukuk aklı olabilir mi? Olamaz kuşkusuz. İlk iddianame başka bir savcı tarafından hazırlanmıştı. İkinci grup davalar için hazırlanan iddianame de öz olarak aynı. İkisi de bildirinin söylediklerini değil, söylemediklerini tartışıyor. Bu tabii ki hukuken çok yadırganacak bir durum... Kimse, söylemedikleri üzerinden yargılanamaz.”

(Pınar Tarcan’ın Eyüpoğlu ile yaptığı röportajı lütfen okuyun:

Tekrar tekrar hatırlatmamız, anlatmamız gereken şu:

Anayasa’da güvence altına alınmış olan düşünce ve ifade özgürlüğü, terör propagandası bahanesiyle yargılanamaz. Bu kişilerin düşüncelerine katılmıyor olabilirsiniz, fark etmez. Hangimiz birbirimizin düşüncelerini, kararlarını yüzde 100 destekleyebilir ki?

Şiddeti tek satır övmemiş akademisyenlerin böylesine hırpalanması, haksızlığa uğraması, sadece onlara değil, bu ülkenin geleceğine yapılan çok karanlık bir müdahale.

Lütfen üniversiteleri tezsiz doktora yazanlara, sallabaş yöneticilere, intihalle bir yerlere gelenlere bırakmayın... Bırakın çocuklar, farklı düşünmeyi, tartışmayı öğrensin; onurlu, barışçıl, bilimsellik çerçevesinde eğitim görebilsin.

7 Aralık’ta (bugün) görülecek BAK davaları:

Galatasaray Üniversitesi'nden 3, İstanbul Üniversitesi'nden 8 akademisyen, İstanbul 32. ACM
Galatasaray Üniversitesi'nden 4, İstanbul Üniversitesi'nden 8 akademisyen, İstanbul 33. ACM
Galatasaray Üniversitesi'nden 6, İstanbul Üniversitesi'nden 6 akademisyen, İstanbul 34. ACM
İstanbul Üniversitesi'nden 1 akademisyenin davası İstanbul 36. ACM


Mehveş Evin: Artı Gerçek

Etiketleme: türkiye gerçeği,vişne haber ajans,vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika,Mehveş Evin: Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’ deme!

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 






  Yazarın Diğer Yazıları
Mehveş Evin: Tek cümle kurmadan ‘akademisyen’ ol, yeter ki ‘barış’...
Mehveş Evin: Tunca gibi gazetecilere her zamankinden çok ihtiyaç var...
Mehveş Evin: Reza, Ziya enişte, paracıklar ve ötesi... ...
Mehveş Evin: 'Ben de şiddet gördüm' diyen ünlüleri sokakta da...
Mehveş Evin: Biçilen adalet: Güven, Parıldak, Alpay ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
İmambakır Üküş: Ataşehir'deki olay Battal İlgezdi değil CHP'ye saldırı olayıdır
Prof.Dr. Ahmet Özer
Giderem Van'a doğru
Atay Sözer
Man Adası Reza'ya karşı
Dr. Dursun Kırbaş
İktidarın ayırdına varamadıkları
Turgut Ünlü
10 Ağustos bana göre Çanakkale zaferi olarak kutlanmalı
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Erol Kızılelma
CHP, bir geniş cephe partisine evrilebilir mi?
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Birgül Ayman Güler: Yönetim sistemimiz hangi model?
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
Ahmet Tatar: FETÖ davaları rotasından çıkmış ve ciddiyetsiz
Av. Zühal Dönmez
Atatürk’ün Çiftlikleri
Ömer Faruk Eminağaoğlu
Ömer Faruk Eminağaoğlu'dan istifa eden belediye başkanları hakkında suç duyurusu
Yaşar Seyman
Yaşar Seyman; Kadınlar seçme şampiyonu
Yılmaz Özdemir
O'na Saldırmak
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim