Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
İhraç edilen kamu emekçilerine polis saldırısı İhraç edilen emekçilere polis saldırısı
İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde silah sesleri İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde silah sesleri
Halaçoğlu'ndan 'başkanlık tasarısına' destek veren MHP'lilere sert tepki Halaçoğlu'ndan MHP'lilere sert tepki
   Yazarlar
Memleket Cemaatini Arıyor
Atay Sözer; 'Bir Meksikalı ne yapar?' diye başlayan çok kötü bir espri vardır.
 
Tarih: 03.10.2016 - Saat: 18:50:09
 
“Bir Meksikalı ne yapar?” diye başlayan çok kötü bir espri vardır.
Bir Meksikalı uyur,
İki Meksikalı kavga eder,
Üç Meksikalının ikisi kavga ederken biri uyur,
Dört Meksikalı poker oynar,
Beş Meksikalı darbe yapar…
Altı Meksikalının beşi darbe yaparken biri uyur…
Burada “Meksikalı” yerine “Cemaatçi” kelimesini koyarsak kötü espri kötülüğünden bir şey kaybetmez.
Bir Cemaatçi uyur,
İki cemaatçinin biri diğerini kafalamaya çalışır,
Üç cemaatçiden biri diğerlerini kafalamaya çalışırken diğerleri uyur,
Dört cemaatçiden biri kafalamaya devam eder diğerleri gene uyur,
Beş cemaatçi bir araya gelirse darbe yaparlar.
Bu sonsuza kadar uzayıp gider böyle; sayı arttıkça çeşitli tertipler uygulanabilir.
Örneğin 17 cemaatçinin 15’i beşerli gruplara ayrılarak üç farklı darbe yaparken geri kalan iki cemaatçiden biri diğerini kafalamaya çalışır onlar da sonradan beşe tamamladıklarında darbe yaparlar.
Sınavlarda sorula sorula bıkkınlık yaratan “havuz problemleri” yerine rahatlıkça “cemaatçi problemleri” sorulabilir.
Cemaat kurmanın turşu kurmaktan daha kolay olduğu bir dönemdeyiz (turşu için pek çok sa-yıda hıyar gerekir), üstelik de cemaat oluşturmak bir bakkal dükkânı işletmekten çok daha karlı bir iş.
Belediye, SGK, Ticaret odası, Vergi Dairesi, muhasebeci gibi gereksiz unsurlarla uğraşma derdi yok; ruhsatıydı, beyannamesiydi falanıydı filanıydı gibi başağrılarını unut.
Bir cemaat kurmak için bir yere başvurmanıza gerek yok, bir kerameti kendinden menkul şeyh, hoca efendi artık adına ne derseniz öyle birini bulacaksınız etrafına üç dört şakirt oturta-caksınız hop alın size cemaat; sonra gelsin paralar. Bağış, himmet, hayır adıyla gelen, mak-buzsuz, faturasız cukkalar doğrudan şeyh hazretlerinin kasasına inmektedir ki hacılamak tabiri buradan gelmektedir. Ne sayanı var ne soranı, vergisi falan da yok.
İş baştaki hocaefendinin belagatine, salya sümük ağlamasına falan bakıyor.
Ne kadar sümük o kadar şakirt, ne kadar şakirt o kadar köfte…
Tabii bu durum ister istemez bir cemaat enflasyonuna dolayısıyla kırana bir rekabete yol açı-yor. Serbest piyasa ekonomisindeki “Bırakınız yapsınlar, bırakınız etsinler” kuralı burada da aynen geçerlidir.
Bir hoca efendi bir başka hocaefendiden mutlaka farklı bir şeyler söylemek zorundadır; bu yüzden diğer hocaefendinin dediklerini de bilmek zorundadır ki aynı kelamı yumurtlayıp pişti olmasınlar.
Kılıkları kıyafetleri de farklı olmalıdır; biri cüppe giyiyorsa öteki hırka giymelidir, biri fes takıyorsa öteki sarık takmalıdır üçüncü bir hoca efendi külah bir başkası da farklılık yaratmak adına huni takabilir. Tek ortak yanları insanların temiz dini duygularını çok iyi kullanıp dini de din olmaktan çıkartıp tersyüz ederek ticari bir meta haline getirmeleridir.
Şakirtlerini çok iyi eğitmelidir; örneğin sümüklü mendilini yere fırlattığında hepsinin fırlayıp o mendili havada yakalayacak hale getirmelidir.
Bir şakirt, şeyhinin kendini düşündüğünden emin olmalı bu yüzden kendi hiç düşünmemelidir; maazallah düşünürse bu işin pek kârlı bir iş olduğuna uyanıp kendi cemaatini kurabilir. Nitekim bu şekilde pek çok cemaat kurulmuş bulunmaktadır.
Cemaatler geliştikçe müritlerini önemli kademelerdeki önemli yerlere gelmelerini sağlarlar onlar da cemaatlerine daha çok kazanması için uğraşırlar. Bazen kendisiyle aynı paralelde olan başka bir cemaatin elemanıyla karşılaştığında iş sarpa sarabilir…
Sık sık “Memleket cemaatini arıyor” türünden yarışmalarla ben baba cemaati seçmeyi deneseler de anlaşamayıp birbirlerine girmeleri kaçınılmazdır. Aynı kütledeki cemaatlerin çarpışması kendilerine olduğu kadar çevrelerine de zarar verebilirler bu yüzden büyük felaketlere yol açarlar.
Yasak olduğu dönemlerde de yer altında hayatlarını sürdürme başarısı gösteren bu yapılarla mücadele için en etkin yol bunları normal vatandaş gibi kayıt altına almak, vergi mükellefi yapmak, gelen giden paralarını kontrol etmek. Vatandaş muamelesi yapıldığında görün bakalım şeyleri kalır ne de şakirtleri.

Atay Sözer 

Etiketleme: türkiye gerçeği,vişne haber ajans,vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Memleket Cemaatini Arıyor, Atay Sözer

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 






  Yazarın Diğer Yazıları
Trump'ın başkan olmasının iyi tarafları ...
Bir Kazdağı Masalı ...
Memleket Cemaatini Arıyor ...
İmamın Kayığı ...
Misafirlerimiz ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
Referandum süreci ve CHP
Prof.Dr. Ahmet Özer
Zor Tekeli ve Meşruiyet Meselesi
Atay Sözer
Trump'ın başkan olmasının iyi tarafları
Dr. Dursun Kırbaş
Uyanma vakti...
Turgut Ünlü
AKP’nin 14 yıllık Milli Eğitim macerası
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Yeni-Osmanlıcılığın kayıp parçası
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
Ali Tatar anısına: 'Kahramanlar Öykülerle Yaşar'
Av. Zühal Dönmez
Atatürk’ün Çiftlikleri
Ömer Faruk Eminağaoğlu
Gericiliğe karşı halk; söylem değil eylem zamanı dedi!
Yaşar Seyman
Sevgi tüm yaraları sarar
Yılmaz Özdemir
O'na Saldırmak
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim