Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
Galatasaray'dan Hakan Şükür ve Arif Erdem'e ihraç kararı Hakan Şükür ve Arif Erdem ihraç edildi
Başhekim talimat verdi, pano kırıldı, ‘Hayır’ afişi kaldırıldı! ‘Hayır’ afişini kaldırmak için talimatla pano kırıldı
1 ay geçti... OHAL Komisyonu hâlâ ortada yok OHAL Komisyonu hâlâ ortada yok
   Yazarlar
Temiz bir Çevre yoksa Hayatta Yoktur-1
Doğan Durmaz; Çevre, canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamın adıdır.
 
Tarih: 17.12.2014 - Saat: 18:21:45
 
Merhaba Sevgili Ergeneliler;

Çevre, canlıların yaşamları boyunca ilişkilerini sürdürdükleri ve etkileşim içinde bulundukları fiziki, biyolojik, sosyal, ekonomik ve kültürel ortamın adıdır.

Kalkınmışlığın en önemli göstergelerinden biri de hiç şüphesiz ki çevredir.

Çevrenizi koruduğunuz, çevrenize verdiğiniz değer kadar uygarsınızdır.

Nitekim tüm dünyada en sağlıklı çevre ve en iyi korunmuş ekolojik dengelerin, dünyanın ileri derecede sanayileşmiş ülkelerinde olduğu görülüyor. Dünya Ekonomik Forumu’nda açıklanan ülkelerin “Çevresel Performans Endeksi EPI” sıralaması bunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Dünyanın sanayileşememiş fakir ülkeleri EPI listesinin son sıralarında yer alıyorlar.

Peki biz çevremize ne kadar değer verip, ne kadar koruyoruz, hiç düşündünüz mü?

Yıldız Dağları’nın eteklerinden doğan Ergene’yi Çerkezköy ve Çorlu’daki fabrikaların ağır sanayi atıkları öldürüyor.
Türkiye’nin en önemli nehirlerinden biri olan Ergene’den zehir akıyor. İrili ufaklı yaklaşık 5 bin fabrikanın atıkları, bir zamanlar köylülerin su içtiği, balıkların yaşadığı, insanların yüzdüğü nehri, zehir kanalı haline getirdi. Analiz sonuçları felaket.

Ergene’nin rengi Çerkezköy’de kararmaya başlıyor, Çorlu’dan sonra kapkara oluyor, iğrenç koku yayıyor. 

Fabrikaların atıkları yüzünden Muratlı ve Lüleburgaz’dan sonra ise, zehir yatağına dönüşüyor. Ergene’nin suyunda yoğun olarak kurşun, civa, kadmiyum, kobalt, bakır gibi ağır metaller ve arsenik, fosforlu-azotlu bileşiklerle solvent, asit alkali ve boya gibi kimyasalları Meriç’le birleşip Ege Denizi’ne taşıyor. Ege Denizi’ne dökülen zehir, deniz ürünleriyle insana geçiyor.

Yıllardır Ergene’yi kirleten zihniyet ile mücadele ederken sessiz sedasız ‘’Buhar ve Enerji Üretim Tesisi’ kuracağım kurnazlığı ile Termik Santral kurma niyetini perdelemeye çalışan Ergene OSB’de faaliyet gösteren bir fabrikanın çabaları, ‘’Ergene yeni bir doğa faciasıyla karşı karşıya mı kalacak’’ sorusunu Ergeneli insanımın baş gündemine taşımaya yetti bile.

Bilimsel araştırmalar, bu bölgede kanser sıklığının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu söylüyor. Ağır kirlilik şartlarına maruz kalan insanımız, kanser, inme, karaciğer, böbrek, kalp yetmezliği gibi çok ciddi hastalıklara yakalanmış durumda. Bölge insanlarımız ya hastadır yada çevresel kirlilikten dolayı ciddi olarak tehdit altındadır.

Peki durum bu kadar vahimken, çaresizmiyiz?

Çevre dostu üretim teknolojileri ile birlikte, doğru atık yönetimi ve çevre bilinci yüksek insan faktörlerinden oluşan sentez, toplumların hem refah hem de sağlıklı çevre ihtiyaçlarına en iyi çözümleri getiriyor.

Sanayileşme yolunda önemli mesafeler kateden ve bu konuda kendine önümüzdeki on yıl için ciddi hedefler koymuş bulunan Türkiye’mizde, çevre koruma yatırımlarının da sanayileşme sürecimize entegre olarak gerçekleştirilmesi giderek daha büyük önem kazanmaktadır.

Türkiye’nin 2023 yılına kadar Avrupa Birliği Çevre Standartlarına uyumunu amaçlayan T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ulusal Çevre Entegre Stratejisi (UÇES), konuyla ilgili aksiyon plânını ve gerekli çevre yatırımlarını ortaya koyarken, “kamu kuruluşlarının yanı sıra özel sektör ve sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere tüm tarafları” göreve davet etmektedir.

T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı raporları, Türkiye’de endüstri kaynaklı tehlikeli atıkların bertarafı için gerekli Entegre Geri Kazanım tesis kapasitesinin son derece yetersiz olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu durum sanayimizin gelişmesinin önünde ciddi bir engel teşkil ettiği gibi, çevre sağlığımız ve ekolojik dengelerimiz açısından da tehlike anlamına gelmektedir.

Ekonomimizin büyüme trendi ve sanayi üretimimizdeki artış ile birlikte, dünyanın gelişmiş ülkelerinde bir çevre standardı olan bu Çevre Altyapı Tesislerine ihtiyacımız daha da artacaktır.

Atıkları çevreye zarar vermeden bertaraf eden ve atıktan temiz enerji üreten bu tesisler gelişmiş ülkelerde “çevre sağlığını koruyan” işletmeler olarak görülmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde evsel ve endüstriyel bu tür 600’ün üzerinde “Atıktan Enerji Tesisi” bulunmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde temiz ve sağlıklı bir çevrenin temel şartlarından biri olarak görülen bu tesislerin ülkemizde de kurulmaları devletimizin çevre politikasının gereğidir.

2872 sayılı Çevre Yasamız, sanayicilerimize “üretim, tüketim ve hizmet faaliyetleri sonucunda oluşan atıklarını yönetmeliklerde belirlenen standart ve yöntemlere uygun olarak arıtmak ve bertaraf etmek” yükümlülüğü getirmekte ve ayrıca “atıkların geri kazanılmasını sağlayan çevre ile uyumlu teknolojilerin kullanılması esası” ile sanayimizi çevre dostu Atık Geri Kazanım Tesisleri kurmaya yönlendirmektedir.

Dünyada ilk kez 1972 Stockholm Konferansı’nda benimsenen ve ekonomik kalkınmanın doğal varlıkları tahrip etmeden ve ekolojik dengeyi bozmadan gerçekleşmesi anlayışını ifade eden “sürdürülebilir kalkınma” ilkesi, bu çözümlerin aranmasında pusulamız olmalıdır.

Kimsenin çevreyi kirletme hakkı yok, hele hele kimsenin ‘Ben üretiyorum, istihdam sağlıyorum’ diye Ergene’nin suyunu, havasını ve toprağını kirletmeye hakkı yok. En büyük temizlik, önce kirletmemektir. Kirlettiğiniz şeyi tekrar temizlemek zordur. Bakın yıllardır duyarsız bir şekilde kirletilmesine seyirci kaldığımız Ergene nehrini temizlemek için şimdi çırpınıyoruz.

Ergene ilçemizde adı ‘’Sağlık’’ olan bir mahallemiz var. Yeşiltepe Mahallesi ile birlikte Sağlık mahallesi, olumsuz çevre şartları açısından en sağlıksız yerleşim yerlerimizden birisi. Deri OSB’nin varlığı ve yaydığı ağır koku havayı solunamaz hale getirmektedir. Sağlık ismi ile çelişen bu paradoksu değiştirecek iradeyi, ne kaymakamlık ne de başkanlık seviyesinde, maalesef bu güne kadar hissedemedik. Olumsuz çevre şartları, bölge halkımın makus talihi olarak, üzerine yafta gibi yapıştı kaldı.

Biz bir inat, bir aşk, bir fedailik ruhu ile Ergene’yi, Ergeneli’nin hakkını hep savunacağız. Tek başımıza da kalsak, çocuklarımıza olan borcumuzu ödemek, emanetlerine sahip çıkmak için, bu mücadeleyi kirletenlere karşı her şartta vereceğiz.

Haftaya ‘Evsel Atıklar’ı işleyeceğimiz ‘TEMİZ BİR ÇEVRE YOKSA HAYATTA YOKTUR - 2’ yazımızda buluşmak üzere esenlikle kalın.

Doğan Durmaz

Etiketleme: türkiye, istanbul, gerçeği, haberleri, son dakika, Temiz bir Çevre yoksa Hayatta Yoktur-1, Doğan Durmaz

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 






  Yazarın Diğer Yazıları
Temiz bir Çevre yoksa Hayatta Yoktur-1 ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
Referandum Kampanyasında CHP’yi bekleyen tuzaklar
Prof.Dr. Ahmet Özer
Hayattan yazı, yazıdan hayat yapmak
Atay Sözer
Bir Cumhurbaşkanının Referandum Günlüğü (Azeri başkanın günlüğü)
Dr. Dursun Kırbaş
Levent Gültekin, Güzelbahçe’ye geliyor
Turgut Ünlü
Bir '8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' daha
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Yeni-Osmanlıcılığın kayıp parçası
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
FETÖ Çatı Davası
Av. Zühal Dönmez
Atatürk’ün Çiftlikleri
Ömer Faruk Eminağaoğlu
Yurtdışı yasağını getiren Almanya değil, AKP!
Yaşar Seyman
Newroz Ateşleri Yanacak!
Yılmaz Özdemir
O'na Saldırmak
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim