Kapat
facebook icon twitter icon
 
Istanbul Gercegi
Çavuşoğlu: Referandumu yok sayıyoruz Çavuşoğlu: Referandumu yok sayıyoruz
'Türkiye'nin referandum tepkisi kamuoyuna yönelik' 'Türkiye'nin referandum tepkisi şov amaçlı'
İmambakır Üküş; Kadir Topbaş istifası zincirin ilk halkası Kadir Topbaş istifası zincirin ilk halkası
   Yazarlar
Yeni Nutuk
Atay Sözer; Bizim eski ortak fena halde yamuk yapıp tepemin tasını attırmıştı. Onca yıl gönlünü hoş etmek için yemeyip yedirmiş, giymemiş giydirmiştim, bir dediğini iki etmemiş, ne istediyse vermiştim.
 
Tarih: 07.08.2017 - Saat: 22:55:44
 
2016 yılı Temmuzun 15’inci günü Marmaris’e gittim… Vaziyet ve manzarayı umumiye şöyledir.
Bizim eski ortak fena halde yamuk yapıp tepemin tasını attırmıştı. Onca yıl gönlünü hoş etmek için yemeyip yedirmiş, giymemiş giydirmiştim, bir dediğini iki etmemiş, ne istediyse vermiştim. Ama o hep daha fazlasını istemişti.

Göz bebeğimiz imam hatipleri arka bahçemiz haline getirirken bu rezil, hedef büyütmüş Türkçe olimpiyatları diye adını bile telaffuz ederken zorluk çektiğim ülkelerde okullar açmıştı.
Sonra tutup “Ben bu devletin kılcal damarlarına da gireceğim”, diye tutturdu.
“Eh heves etmiş madem, bir tarafın şişmesin gel gir hadi” dedik, oraya da soktuk.
Askeriyeyi de istiyorum al, adliyeyi de istiyorum al, milli eğitim zaten onda…
Her bir santimetre kareyi bunlara bıraktık… Ama o ne yaptı, hepsini bana karşı kullandı;
Sonunda “Kalk oradan ben oturacağım” diye koltuğuma da göz dikti…
Utanmaz, arlanmaz, hayâsız en hususi anlarımızla ilgili bilgileri hiç çekinmeden ifşaa etti, ayakkabı kutularımızın içi dâhil hiçbir gizli saklımız kalmadı sayesinde.
Yetmezmiş gibi ellini kolunu sallayarak “Ocağına ateşler salsın, burnun düşsün, bin kenefli sarayda oturasın da hangisine gideceğine karar veremeyesin. ” diye beddualar etti.

Sonra bizden aldığı askerlerle gitti köprünün bir başını tuttu; öteki tarafı tutmadığı için orada trafik akıyordu bu yüzden halkın yarısı ne olduğunun farkında değildi, ötekiler de “Ne oluyor yahu?” diyordu.
Paşalar Rüknettin Paşa’nın kızının düğünündeydi o sıra…
Kara kuvvetleri komutanım yarım, Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri komutanlarım tam altın takmışlardı, Genel Kurmay Başkanı çeyrek takınca bu pintilik karşısında biraz gerginlik yaşandı.
“Oldu mu komutanım? Silsileye aykırı, senin beşibiryerde takman gerekir” dediler.
Paşa da “Beşibiryerde, darbeci generalleri hatırlatır, böyle bir günde darbeyi hatırlatacak bir şey yapmamalıyım” dedi.
Böylece o gece ilk kez “darbe” sözü telaffuz edilmiş oldu.
Mit Başkanı, masasında otururken çay getiren Odacı Niyazi Efendi;
“Efendim bizim hanım televizyonda görmüş, bir darbe falan mı var diye soruyor, eğer varsa bakkala gidip makarna falan alacakmış”, dedi.
Mit Başkanım da “Valla bana kimse bir şey demedi, olabilir de olmayabilir de, yengeye söyle her ihtimale karşı alsın, makarna bozulmaz nasılsa, koy kenara dursun. Hatta söyle almışken birkaç paket de bana alsın” dedi.
Başbakanım o sırada yeni yaptığımız duble yoldan geçip, yeni yaptığımız tünele girmişti, ancak o sırada Deli Dumrul adıyla maruf bir kişinin tünelin ucunu tutup geçenden otuz üç geç-meyenden de döve döve kırk akçe aldığı istihbaratı gelmişti. Elin delisine bulaşmayalım, diye bir süre tünelde mahsur kalmıştı.
Ben o sırada otelde damatla tavla oynuyordum, onun üç kırığı vardı ben tüm kapıları kapattığımdan damat için mektepler tatildi; anlayacağınız katmerli marsa gidiyordum, keyfim yerin-deydi.
O sırada telefon çaldı, arayan bizim enişte; heyecanla sordu “Ne yapıyorsun?” diye,
Ben de “Marsa gidiyorum” dedim.
“Demek durum Mars’a gidecek kadar ciddi” dedi, endişeli bir halde.
Sonra durum anlaşıldı, oralarda bir kalkışma olduğu haberini söylemek için aramış; hemen toparlanıp bir şeyler yapmam gerektiğine karar verdim.
Bu işte eski ortağın parmağı olduğu kesindi, hemen uçağa binmeye karar verdim ama endişem pilotların da eski ortağın adamları olmasaydı.
Onları çağırıp sordum, “Siz o şerefsizin adamları mısınız?” diye…
“Hayır, Fetullah çarpsın ki değiliz” dediler, içim rahatlamıştı hemen atladım uçağa.
O sırada bazı kumandanlar darbeciler tarafından derdest edilmiş, yerlere yatırılıp elleri bağ-lanmıştı.
Genel Kurmay Başkanı, “Yahu abartmayın bir çeyrek taktık diye böyle muamele edilir mi, tamam hadi bir yarım daha takayım, çözün beni” diyordu.
Ben havadayken enişte bir daha aradı; “Kayınço ordunun içindeki Atatürkçü askerler devreye girdi, sanıyorum durum normale dönüyor” diye müjdeyi verdi.
İşe Atatürkçülerin el koyması beni biraz rahatlatmıştı ama onlara bir lider gerekiyordu şimdi bu yüzden duruma el konmalıydı. Cep telefonundan bir Tv kanalına bağlanıp talimatımı verdim:
“Ey ahali ilk hedefiniz meydanlardır ileri…”
Böylece darbe, zayiat vermemize rağmen bastırılmış oldu.
Şimdi sıra bu işe bulaşan hainleri bir bir saptayıp toplamaya gelmişti.
Ama bunca yılda işin suyu o kadar çıkmıştı ki, bulaşanı değil bulaşmayanı bulmak zordu. Anlayacağınız işimiz zor yolumuz çetindi. Ama duble yollar uzmanı olarak bunun üstesinden de gelecektik evelallah.
“O halde ne yapmak gerek” diye düşünürken çağrışım yaptı ve OHAL yapmaya karar verdik ve yaptık.
Bu işin kırkayak gibi birçok ayağı vardı; polis ayağı, adliye ayağı, ordu ayağı, medya ayağı, spor ayağı hepsi iyiydi de siyaset ayağı konusu biraz hassastı. O ayak çekilirse hep birlikte devrilme riski vardı; o yüzden o ayak biraz bekleyebilirdi.
Diğer ayaklarda kim var kim yok toparlanmaya başladı… Ama o toparlayanların da başka bir ayak olduğu ortaya çıkınca onlar da alındı, ama bu kez onları alanlar da bambaşka bir ayık çıkınca ben de haklı olarak “Yahu bu ne ayak?” demek zorunda kaldım.

Adamın biri gidip lahmacun yemiş para ödemiş ama lahmacuncunun bacanağı ev kirasını o malum bankaya yatırmış. Bu durumda öncelikle lahmacun yiyen o kişiyi şüpheli olarak içeri aldılar. Bazı şerefsizler lahmacun yemekten insan içeri alınır mı, diye olayı çarpıtıyorlar. Lahmacun yemek tabii ki yasak değil, lakin lahmacuncunun en ufak bile örgüt bağlantısı varsa elbette araştırılacaktır.
Netice itibariyle içeridekilerin sayısı dışarıdakileri geçince ortalık biraz ferahlamış oldu… Lakin bu defa da içeride yer bulma sorunları yaşandı… Bunun çözümünü de içerideki sayıyı sabitlemekte buldum.
Eğer iki yeni şüpheliyi içeri alacaksak, daha önce alınan iki şüpheliyi tahliye edecektik.

Böylece kimseye hak geçmeyecek, herkesin bir gün mutlaka içeri alınma ve tahliye edilme sıraları gelecekti.

Atay Sözer

Etiketleme: türkiye gerçeği,vişne haber ajans,vişne ajans, istanbul gerçeği, türkiye haberleri, son dakika haberler, istanbul haberleri, sondakika, Yeni Nutuk, Atay Sözer

Yorumlar
Bu Haber Hakkında Yorum Yok.Yorumlarınızı Yazınız.
 






  Yazarın Diğer Yazıları
Büyük nümayiş ...
Yeni Nutuk ...
Nasreddin Hoca festivalinin son hali! ...
Katar kime ne katar? ...
Katar kime ne katar? ...
  Site Yazarları
İmambakır Üküş
Kılıçdaroğlu: 2019 seçimlerini kazanacağız
Prof.Dr. Ahmet Özer
Giderem Van'a doğru
Atay Sözer
Büyük nümayiş
Dr. Dursun Kırbaş
İktidarın ayırdına varamadıkları
Turgut Ünlü
10 Ağustos bana göre Çanakkale zaferi olarak kutlanmalı
Ahmet Kale
Suat Şükrü Kundakçı'nın Ardından
Erol Kızılelma
Erol Kızılelma; Mücadele için
Prof. Dr. Birgül Ayman Güler
Toroslar Ağlarken
Necdet Pamir
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?
Ahmet Tatar
#Adalet için yollara!
Av. Zühal Dönmez
Atatürk’ün Çiftlikleri
Ömer Faruk Eminağaoğlu
Adalet yürüyüşü yarınlar için
Yaşar Seyman
Benazir'i neden yazdım?
Yılmaz Özdemir
O'na Saldırmak
 
@ Copyright İstanbul Gerçeği | Tüm Hakları Saklıdır.  Künye - İletişim