CHP Sözcüsü Deniz Yücel: Vatandaşlarımızı Sindirmeye, Kriminalize Etmeye Hakkınız Yok!

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel, "CHP camilere" saldırıyor iddialarına yanıt vererek, "Güvenlik güçleri, Saraçhane’de toplanan, demokratik tepkisini gösteren gençleri, vatandaşlarımızı biber gazıyla ve tazyikli suyla süpürerek camiye sıkıştırmıştır."
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Deniz Yücel, "CHP camilere" saldırıyor iddialarına yanıt vererek, "Güvenlik güçleri, Saraçhane’de toplanan, demokratik tepkisini gösteren gençleri, vatandaşlarımızı biber gazıyla ve tazyikli suyla süpürerek camiye sıkıştırmıştır. Kimse Şehzadebaşı Camisi'ne yada başka bir camiye zarar vermemiştir. Artık 'CHP camilere saldırıyor' yalanından medet ummaktan vazgeçin. Sokağa çıkmak anayasal bir haktır. Anayasal haklarını kullanan vatandaşlarımızı, bu şekilde korkutmaya, sindirmeye, kriminalize etmeye hakkınız yok" dedi.
CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Parti Genel Merkezi'nde açıklama yaptı. Tutuklanan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'na yapılanın "19 Mart yargı darbesi" olduğunu belirten Yücel, 19 Mart'ın tarihe kara leke olarak tarihe geçtiğini kaydetti. Yücel şöyle konuştu:
Değerli basın mensupları, bizleri ekranları başından ve sosyal medya hesaplarından takip eden kıymetli yurttaşlarımız, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Zor günlerden geçiyoruz. Haksızlıkların, hukuksuzlukların ülkenin dört bir yanına dalga dalga yayıldığı, demokrasiye darbe vurulduğu, millet iradesinin gasp edildiği, seçilmişlerin şafak operasyonuyla evlerinden alındığı, hapse atıldığı, yargı terörüyle, yargı eliyle siyasetin dizayn edilmeye çalışıldığı günlerden geçiyoruz. 19 Mart’ta Cumhurbaşkanı adayımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu’na yönelik bir hukuk darbesi gerçekleştirilmiştir. 19 Mart, bu ülkede hukuk güvenliği açısından bir dönüm noktası olarak tarihe geçmiştir. Yüzbinler, 5 gündür Saraçhane’de toplanıyor, İstanbul’un iradesinin gasp edilmesine karşı, özgürlüklerin gasp edilmesine karşı, demokrasiye darbe vurulmasına karşı seslerini yükseltiyorlar. 4 kez yenildiği, bileğini bükemediği için talimatlı yargı mensuplarıyla o bükemediği bileği kırmaya kalkanlar, karşılarında 86 milyonu buldular. 19 Mart yargı darbesi tarihe bir kara leke olarak geçmiştir. Ancak 23 Mart önseçim sonuçlarımız da, dünya siyaset tarihine ve ülkemizin siyaset tarihine altın harflerle yazılmıştır.
Değerli arkadaşlar, 86 milyonun ilk seçimde seçeceği, geleceğin cumhurbaşkanımıza darbe girişiminde bulunmuşlar, 86 milyon sandıklara akın ederken, Türkiye onu seçerken onlar, sandıktan çıkan ismi, Sayın Ekrem İmamoğlu’nu Silivri’ye göndermişlerdir. Ancak evdeki hesap çarşıya, saraydaki hesap da sokağa uymamıştır. Çünkü unuttukları bir şey var; Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Sadece Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu, bu hukuksuzluğu yapanların ellerinde tutsaktır, hapistedir. Ama irademiz meydanlardadır ve çelik gibidir. İstanbul Büyükşehir Belediyemize Başkanvekili seçilene kadar Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ve milletvekillerimiz İstanbul Büyükşehir Belediyesinde olacaktır. Şunu herkes bilsin ki, biz 16 milyon İstanbullunun iradesine sahip çıkıyoruz. Biz bu ülkeye kaybettirmek değil, kazandırmanın peşindeyiz. Kimse bizim kaostan beslendiğimizi, kaostan fayda umduğumuzu iddia etmesin. Biz hukuk istiyoruz, biz demokrasi istiyoruz, biz anayasal güvencelerin uygulanmasını istiyoruz. Ve kimse bize itidal çağrısı yapmasın, itidale karşı itidal çağrısı yapılmaz. Bir itidal çağrısı yapılacaksa bu hukuksuzlukları yapanlara, güzel ülkemize, milletimize bu kötülükleri yaşatanlara yapılmalıdır. İtidal çağrısı yapılacaksa, demokrasiye sahip çıkan, yapılan haksızlığı, hukuksuzluğu, vicdansızlığı kabullenmeyen yüzbinlere, biber gazı sıkan, TOMA’lardan tazyikli su sıkan, gençlerimiz, genç kızlarımızı yerlerde tekmeleyen, sürükleyen, orantısız güç ve kuvvet kullananlara ve bunları yapmaları için kolluk kuvvetlerine kanunsuz emir ve talimat verenlere yapılmalıdır. Ekrem Başkan ve çalışma arkadaşlarına, belediye başkanlarımıza yöneltilen suçlamalara, sorulan sorulara baktığımızda hesabını veremeyecekleri tek bir soru, tek bir suçlama dahi yoktur.
Değerli arkadaşlar, yolsuzluk dosyasının dayanağı olarak gösterilen MASAK raporu da tam anlamıyla bir faciadır. Ekrem Başkan ve çalışma arkadaşlarına karşı uygulanan bu kötü senaryonun bir parçasıdır. Bu senaryoyu yazan, yöneten ve sahneleyenlere hizmet etmek için yazılmış bir rapor. Ayın 10’unda bir uzman yardımcısı görevlendirilmiş, uzman bile değil. Rapor gözaltı kararından 3 gün önce tamamlanmış. Bu işi bilen kişilerin asla imza atmayacağı, tecrübeli isimlerin hazırlamaktan, imza atmaktan ve onaylamaktan imtina ettikleri ve bu yüzden tek bir kişi tarafından imzalanmış bir rapordan bahsediyoruz. Bu konuda uzman arkadaşlarımız ilerleyen günlerde detaylı bir açıklama yapacaklar. Terör örgütüne yardım ve yataklık suçlaması ise tam anlamıyla akıllara zarar, akıllara ziyandır. İktidarın Sayın Ekrem İmamoğlu’ndan ne kadar korktuğunun, ne kadar çekindiğinin, zavallılığının ve acziyetinin bir göstergesidir. 19 Mart’tan bu yana yaşananlar anayasal düzeni askıya alma girişimidir. Bugün bir savcı çıkıp da AKP’ye ve bu yargı terörünü yapanlara “Anayasal düzene darbe yapmaktan” soruşturma açsa, bu soruşturma Ekrem İmamoğlu’na ve arkadaşlarına açılan soruşturmadan çok daha ciddi ve hukuki bir soruşturma olur.
Değerli arkadaşlar, yapılan bu büyük hukuksuzluklara, yargı terörüne ve demokrasimize yönelen bu 19 Mart hukuk darbesine karşı yurdun dört bir yanında büyük bir dayanışmaya ve itiraza hep birlikte tanıklık ettik. Ülkemizdeki farklılıkların zenginliği alanlara yansıdı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak hukuk ve adaletin yanında olan, demokrasiden taraf olan herkesle Saraçhane'de her gece yüzbinlere seslendik. İktidar bu dayanışmayı baltalamak, halk iradesine sahip çıkan bu duruşu yıkmak için elinden geleni yapıyor. Devletin valisine, yalan yanlış açıklamalar yaptırılıyor. Emniyet güçleri ile halk, karşı karşıya getirilmek isteniyor. İktidarın bu çabası da boşa çıkacaktır. Saraçhane de ve memleketin dört bir yanında sokağa çıkan milyonlar polisimizin de hakkını ve hukukunu savunuyor. Aynı şekilde Cumhuriyet Halk Partisi de polisimizin ve kolluk kuvvetlerinin hakkını ve hukukunu sunuyor. Ancak İstanbul Valisi Davut Gül, polise taş, havai fişek atıldığını iddia ederek, haklı tepkilerini gösteren milyonları kriminalize etmeye çalışmaktan geri durmuyor. Sokağa çıkan CHP olur da, iktidardan hiç “cami yalanı” gelmez mi! Tabii ki gelir. Neymiş, camilere zarar verilmiş! Bakın camiler kutsalımızdır. O zarar verildiği iddia edilen caminin bakım ve onarımı yıllardır İstanbul Büyükşehir Belediyesince yapılmaktadır. Yaşanan şudur: Güvenlik güçleri, Saraçhane’de toplanan, demokratik hakkını ve tepkisini gösteren gençleri, vatandaşlarımızı biber gazıyla ve tazyikli suyla süpürerek camiye sıkıştırmıştır. Kimse Şehzadebaşı camiine ya da başka bir camiye zarar vermemiştir. Artık “CHP camilere saldırıyor” yalanından medet ummaktan vazgeçin. Sizin o zarar gördü diye bahsettiğiniz camiyi, uydurma iddialarla tutukladığınız Mahir Polat ve ekibi onarıyor. Sokağa çıkmak anayasal bir haktır. Anayasal haklarını kullanan vatandaşlarımızı, bu şekilde korkutmaya, sindirmeye ve kriminalize etmeye hakkınız yok.
Değerli arkadaşlar, tek bir kişinin koltuk sevdası ve onun etrafındaki bir avuç insanın iktidar ve güç hırsı memleketi sadece hukuk ve demokrasi açısından geri götürmedi. 19 Mart yargı darbesi ülkemize ekonomik açıdan da ciddi bir gerilemenin yaşanmasına neden oldu. Giderek artan baskıcı sistem 19 Mart darbesi ile pik yaptı. Bu ülkede artık hiç kimsenin hukuk güvencesinin kalmadığını sadece Türkiye değil, tüm dünya gördü. Hukuk güvenliği yok, mal güvenliği yok, bu ülkede kimsenin can güvenliği yok. Yıllardır rasyonellikten uzak ekonomi politikaları ile ülkedeki bütün ekonomik dengeleri alt üst eden bu iktidarın Hazine Bakanı Mehmet Şimşek, piyasalara güven vermek için “görevimin başındayım” diye twit ata dursun; ülkede iki yılda biriktirildiği söylenen 42.8 milyar doların 26 milyar doları şu geçtiğimiz 5 günde buhar olup gitti. Bir kişinin koltuk sevdası uğruna, milleti daha da yoksullaştırdılar. Bu koşullar altında görevinin başında olsan ne olur, olmasan ne olur Mehmet Şimşek! Sayın Erdoğan, Sayın Ekrem İmamoğlu’ndan korkuyor diye buharlaşıp giden milyar dolarları yıllarca bu ülkenin işçisinden, emekçisinden, emeklisinden esirgediniz. Şimdi aklınızca ekonomik açıdan güvenli bir görünüm vermeye çalışıyorsunuz ama boşa kürek çekiyorsunuz. Bu ülke ne zaman demokratikleşirse, hak ve özgürlükler ne zaman güvence altına alınırsa, millet iradesine ne zaman yargı eliyle baskı yapmaktan vazgeçilirse ancak, ne zaman hukuk güvencesi bağımsız yargı tesis edilirse işte ancak o zaman ekonomide olumlu bir tablo ortaya çıkabilir.
Değerli basın mensupları, kamu kaynaklarını rant uğruna heba eden, Ankara’yı parsel parsel sattığını sağır sultanın bile duyduğu AKP’li Ankara Büyükşehir eski belediye başkanı Melih Gökçek’in yolsuzluk dosyaları raflarda bekletilirken, bu dosyalara soruşturma izni verilmezken, biraz önce basından öğreniyoruz ki, Ankara Büyükşehir Belediyemiz ile ilgili 33 konser hakkında soruşturma izni verilmiş, 9 belediye çalışanı hakkında inceleme başlatılmış. Bakın bu 33 etkinlik daha önce Sayıştay’ın denetiminden geçmiş, İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan teftişlerde detaylı bir şekilde incelenmiş ve olumsuz bir bulguya rastlanmamış. Ancak her ne hikmetse Ekrem İmamoğlu’na demokrasimize bir darbe vurulduktan sonra, darbe yapıldıktan tam 5 gün sonra şimdi de bu etkinliklerle ilgili bir soruşturma izni veriliyor. Şunu kimse unutmasın bu ülkede “kamu zararı” denildiğinde akla gelen isimlerin başında gelen Melih Gökçek ve avaneleri gelir. Her zaman söylüyoruz bizim derdimiz soruşturulmakla ilgili değil. Ancak bu soruşturmaların hukuki değil siyasi olduğunun altını da bir kez daha çizmek istiyoruz. Sandıkta alamadıkları belediyelerimizi cebren ve hile ile almanın peşindeler. İstiyorlar ki Erdoğan’ın karşısında ondan güçlü, onu yenecek bir aday çıkmasın. Şimdi Ekrem Başkan’a yapılan haksız ve hukuksuz uygulamaları, şimdi Mansur Başkan’a da yapmanın peşindeler. Dün Ekrem Başkan’a atılan ve bugün de Mansur Başkan’a atmaya çalışılan iftiraların hepsi milletimizin vicdanında yok hükmündedir.
Değerli arkadaşlar, dün memleketin 4 bir yanında, millet iradesine sahip çıkmak isteyen milyonlar sandığa gitti. 81 ilde, 973 ilçede kurulan 6000’e yakın ön seçim sandığı ve 7000 civarında dayanışma sandığında 15 milyon kişi oy kullanarak Ekrem Başkan’a demokrasimize ve millet iradesine sahip çıktılar. Tam rakamı da paylaşayım arkadaşlar. Ön seçim sandıklarında oy kullanan ve dayanışma sandıklarında oy kullanan vatandaşlarımızın toplam kullandıkları oy, sandığa giden vatandaşımızın sayısı 15 milyon 497 bin 957. Yani 16 milyona yakın kişi bu haksızlığa, bu hukuksuzluğa itiraz etmek ve Sayın Ekrem İmamoğlu’na sahip çıkmak için sandığa gitti. Pusulalar yetmedi. Binlerce yeni pusula basıldı. Dayanışma sandığında oy kullanan her bir vatandaşımız aynı zamanda partimize de üye olmak istedi. 7’den 77’e… Genci, yaşlısı, kadını, erkeği, çoluk çocuk herkes dün dayanışma için sandıklarına akın ettiler. Umuduna sahip çıkmak isteyen herkes sandığa koştu. Halkın umuduna kelepçe vurduğunu zannedenlere en güzel cevap sandıklardan geldi. Dün kurulan sandıklarda, aslında 86 milyon Cumhurbaşkanını belirledi. Halk bir sonraki Cumhurbaşkanının tutuklanmasına tepkisini birleşerek ve dayanışarak verdi. İktidar, halkın temiz kalbine, gülen yüzüne yenildi. 19 Mart'ta, bir sonraki cumhurbaşkanına yapılmış hukuk darbesi karşısında bugün dünden daha güçlüyüz. Yarın daha da güçlü olacağız. Güçlenerek çığ gibi büyüyen bu güzel insanların önünde bundan sonra kimse duramaz. Saray, bir lafına bakan talimatlı yargısıyla, tüm televizyon kanallarını zapt etmiş yandaş kalemleriyle, kirli ve iftira dolu algı operasyonlarıyla, sosyal medyayı zehirleyen trolleriyle topyekûn saldırsa da, geleceğine sahip çıkan milyonları durduramazsınız.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Soru- Deniz Bey, bundan sonra yol haritanız ne olacak? Genel Başkan Saraçhane’de, İstanbul'da kalmaya devam edecek mi? Onun dışında MYK'da bir karar alındı mı?
Deniz Yücel- Efendim MYK toplantımız hala devam ediyor. Bu yaşananları etraflıca masaya yatırdık. Genel Başkanımız ve bir kısım MYK üyelerimiz İstanbul'dan, Saraçhane'den, bizler de Ankara'da bulunan MK üyeleri olarak burada Genel Merkezimizden katıldık toplantıya.
Yarın grup toplantımız gerçekleştirilecek. Önümüzdeki günlerde, bu hafta içerisinde Parti Meclisimiz toplanacak ve yine il başkanlarımızla bir il başkanları toplantısı yapılacak ve yol haritamız bu toplantıların sonucunda sizlerle paylaşılacak.
Ancak ben konuşmamda da ifade etmiştim. Genel Başkanımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne belediye başkanvekili seçilene kadar, en azından belediye başkanvekili seçilene kadar Genel Başkanımız ve milletvekillerimiz Saraçhane’de bu süreci yönetmeye devam edecekler.
Soru- Deniz Bey, bugün konuşmanızda bahsettiğiniz Şehzadebaşı Camii için bir iftar programı açıklandı akşam. Orada da camiye yapılanları protesto edileceği söylendi. Siz nasıl değerlendirirsiniz bunu?
Deniz Yücel- Efendim şimdi tabii camiler bizim kutsalımız. Camilerde yapılan ibadetlerde, iftarda bizim kutsalımız. Oraya iyi niyetle gidecek olan, ya da giden, ya da iyi niyetle bu işi organize edenlere hiçbir lafım yok. Ancak Şehzadebaşı Cami İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Saraçhane yerleşkesine çok yakın hatta dibinde diyebilirim. Dolayısıyla orada bir provokasyon olmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekir. Bu konuda İstanbul İl Başkanımız Özgür Çelik, İstanbul Milletvekilimiz Suat Özçağdaş ve Zonguldak Milletvekilimiz Deniz Yavuz Yılmaz şu saatlerde İstanbul valisiyle bir görüşme yapıyorlar. O görüşme bittikten sonra bir açıklama yapacaklar. Neticede bir tarafta demokratik tepkisini, demokratik hakkını kullanan vatandaşlarımız varken diğer bir tarafta iftar yapılmasının hiçbir sakıncası yok. Ama oraya provokatörler ya da radikal gruplar eğer sızarsa böyle bir şey yaşanmasını biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak asla ve asla istemeyiz. Arkadaşlarımız İstanbul Valisi ile görüştükten sonra bu konudaki son gelişmeyi yine basın mensuplarıyla İstanbul'dan paylaşacaklar.
Soru- Efendim eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş 6 Nisan'da gerçekleştirilecek olağanüstü kurultayın iptali için başvurulduğu yönünde bilgi var. Yanında üç delege ile birlikte. Bununla ilgili size ulaşan bir şey var mı? Bir de bu süreci değerlendirir misiniz?
Deniz Yücel- Şunu ifade edeyim. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultayını iptal ettirmekle uğraşan kişilerin neye hizmet ettiklerini çok iyi biliyoruz. Ben Sayın Lütfi Savaş'a Allah akıl fikir versin diyorum. Allah kimseyi bu durumlara düşürmesin diyorum.
Teşekkür ederim.
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları