Özgür Özel'den Erdoğan'a; diyor ya ‘Koltuktan Hak baki olunca ayrılacağız' yok, koltuğa mumyalasaydık seni!

CHP Genel Başkanı Özgür Özel; '‘Bu yolculukta sen de bize katıl, CHP’ye üye ol, Türkiye’nin aydınlık yarınları için 23 Mart‘ta gel, seç, sen de hep birlikte tarihe geç’ diyoruz. İlk seçimde Gazi’nin koltuğunu devralacak bir Cumhuriyet Halk Partilidir.''
“TANK MI YOLLAYACAKSIN? TOPLA TÜFEKLE Mİ SALDIRACAKSIN?”
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, CHP'nin Cumhurbaşkanlığı eğilim yoklaması aday adayı, Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte, “Gel, Seç, Tarihe Geç” sloganıyla düzenlenen eğilim yoklaması toplantısına katıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada “106 yıl önce Sivas Kongresi’nden başlayarak bu ülkenin kurtulması için, daha sonra demokrasinin kurulması için, yokluğun, yoksulluğun, hastalığın, geri kalmışlığın geride bırakılıp bu ülkenin hak ettiği yere gitmesi için, bu ülkenin kurucusuna, kurtarıcılarına, kadrolarına, tarihine, altı okuna sahip çıkan Türkiye’nin 81 ilinde, 973 ilçesinde baba ocağının bacasını tüttüren, o baba ocağının temsilcilerini Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil eden ve bu baba ocağını büyük bir uyum, inanç, kararlılıkla yöneten, bu salonu dolduran her biri birbirinden değerli Cumhuriyet neferlerine, Cumhuriyet Halk Partisi’nin evlatlarına selam olsun. Hepiniz hoş geldiniz” dedi.
Özel, şunları söyledi:
“47 YIL SONRA TÜRKİYE’NİN BİRİNCİ PARTİSİ”
“Biraz önce söylenirken gırtlaklar düğümlendi, gözler buğulandı. Partimiz 47 yıl sonra, bir kez daha kurulduğu gün gibi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi oldu. O gün bu salonda, bu kürsüden verdiğimiz ilk sözü tutmanın, Gazi’nin partisini girdiği ilk yerel seçimde birinci parti yapmanın gururu ile milletimize hitap etmiştim. Bugün, değişim sürecinin, Türkiye’yi değiştirecek sürecin, o önemli adımından sonra bugün en nihai adım için çıkılan bir yolculukta yeniden tarihi bir günde karşınızdayım, o kürsüdeyim. O gün konuşurken bunun bir zafer değil ödev olduğunu, bunun bir son değil başlangıç olduğunu, bu yürüyüşte kibre, bu yürüyüşte atalete, bu yürüyüşte kazanmanın verdiği hislere değil sorumluluğun yüklediği duygulara ihtiyaç olduğunu söylemiştim. Görevi aldığımızı, bundan sonra da hedefe ulaşana kadar hep beraber yapmamız gerekenleri o gün de konuştuk, bu salondaki belediye başkanlarımızla da konuştuk, grubumuzla da konuştuk, örgütümüzle de konuştuk. Bugün geldiğimiz nokta, aynı sorumluluğun kritik dönemeçlerinden bir tanesidir.”
“MİLLET, ESAS KARAR VERİCİNİN KENDİSİ OLDUĞUNU UNUTMAZ”
“Bu kürsüden o günlerde yaptığım bir değerlendirmeyi tekrar etme ihtiyacı duyuyorum. O da bu milletin devletini sevdiği… Çağırdığında askere gider, istediğinde vergisini verir. Gerekirse evladını şehit verir. Bu devletine sahip çıkar, ihanet etmez. Ama bir gün birileri ellerindeki yetkiyle; bu bazen askeri bir darbedir, bazen denetimsizce hor kullanılan yetkilerdir. Devleti, milletin karşısına dikerseniz, orada devlet ile milleti yarıştırmaya kalkarsanız, her zaman olduğu gibi yine millet kazanır. Millet, devleti sever. Ama devletin kendisi için olduğunu, o devleti kendisinin kurduğunu, esas karar vericinin kendi olduğunu hiçbir zaman unutmaz. 12 Eylül’de Kenan Evren’in ‘Seç’ dediğine karşı sivil bir adayı seçerken de 15 Temmuz’da ne istediyse verilenlerin altına verilen tanklarla, uçaklarla Meclis bombalanırken, milletin üstüne giderken çıplak ellerle de milletin karşısına devlet dikildiğinde millet kararlılığından geri adım atmaz. Gerçek belirleyicinin kendi olduğunu asla unutmaz. 31 Mart seçim süreci devletin milletin karşısına dikildiği bir diğer örnek olmuştur.”
“DEMOKRASİ TOKADINDAN DERS ALMADILAR”
“Savaş meydanlarından doğru haber versin diye kurulan Anadolu Ajansı, bir ittifakın ajansı. Hepimizin vergileri ile kamu yayıncılığı yapması gereken TRT’miz, bir partinin televizyonu. Kaymakamlardan ilçe başkanı, valilerden il başkanı performansı istenmişti. Maalesef şanlı ordumuzun hiçbir zaman orada yaşamamış ve yaşamayacak neferleri, bir parti belediye seçimi kazanabilsin diye hiç gitmedikleri yerlere taşınıp, oralarda oy kullandırtılmıştı. O gün devlet ile millet karşı karşıyaydı. Yine o gün millet kazandı. Biz tarihin tüm dönemeçlerinde olduğu gibi Cumhuriyet Halk Partisi olarak doğru yerdeydik. Milletin yanındaydık, milletimizle beraberdik. Bugün de aynı sürecin bir devamındayız. Biraz önce Ekrem Başkanımız, yaşananlardan ders alınmadığını, iptal edilen seçimden sonra İstanbul’a 23 Haziran’da Osmanlı tokadı atmaya koşanların nasıl demokrasi tokadı ile terbiye edildiklerini ama milletin bu uyarıcı şamarından ders almadıklarını, aynı yanlışları nasıl tekrar ettiklerini gayet güzel bir şekilde özetledi. Bir yandan Maliye’ye ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na verilen talimat, bir yandan İstanbul’a atanan aparat eş zamanlı olarak Cumhuriyet Halk Partili belediyelere, onlara kayyum atayarak, onları hapse atarak, onları sabah 04.00’te sırf taciz olsun diye, gözaltına alarak, tutuklayarak, belediye meclis üyelerimizi kriminalize ederek, oradan bütün belediye başkanlarına, bütün bir şehre, bütün bir ülkeye tedirginlik, korku yayarak bir şey yapmaya çalışıyor. İşi sona bırakmamaya, sayıma bırakmamaya, seçim sonrasına bırakmamaya, işi şimdiden sıkı tutup, hiçbir zaman yenemediği… Hatta kendi hayatında hep övünür, şu kadar yıldır seçim kaybetmemekle. Sonuncusunu da kaybetmişti, öncesinde de defalarca seçim kaybetmişti. Hem kendisine karşı hem de bugüne kadar girdiği hiçbir seçimi kaybetmemiş olan bir rakipten kurtulmak için kurduğu planı, kumpası görüyoruz. Bugünden başlayarak, buna itirazımızı yükseltiyoruz.”
“HER YERDEN HER ŞEKİLDE SALDIRIYORLAR”
“İş; yargı eliyle, bakanlıklar eliyle hem belediyelerimizi, başkanlarımızı itibarsızlaştırmak, hem de adım adım attığı adımlarla bir adaydan bir rakipten kurtulmak, kendi rakibini belirlemeye çalışmak, hatta mümkün olsa rakipsiz kalmak. Diyor ya ‘Elbette biz de bu koltuktan bir gün gideceğiz. Hak baki olunca ayrılacağız.’ Yok onu da yapmasaydın, koltuğa mumyalasaydık seni. Böyle bir anlayışla karşı karşıyayız. Anayasa’daki düzenlemelere rağmen, Meclis’teki duruma rağmen, milletin haline rağmen halen daha temel meseleyi kendisinin koltuğunu koruması, o koltuğu bırakmaması olarak gören birine karşı oturduğu koltukların tadını çıkarmak, işine bakmak yerine bu memleketi topyekun kurtarmak üzere motive olmuş, makamları, mevkileri değil; görevi, oturulacak yeri, kullanılacak unvanı değil; yapılacak ödevi, koşulacak yolu, bu mücadelenin kendisini önemseyen fedakar insanların bir birlikteliği için bugün buradayız. Her yerden her şekilde saldırıyorlar. Saldırmaya devam edecekler.”
“GAZİNİN PARTİSİNİN GENEL BAŞKANINI DA TEK ÜYESİNİ DE KORKUTAMAZSIN”
“Gencecik teğmenleri, sırf kendisine sekiz gün boyunca tarikatlardan çeşitli mecralardan ordunun içindeki birkaç odaktan gelen telkinlerden sonra. Sekiz gün önce elini sıktığı, selamını aldığı, yüzüne güldüğü, hatırını sorduğu, tarihin ilk kadın birincisine sekiz gün sonra bir saldırı yaparak ve bu saldırının devamında onları hedef göstererek ve hepimizin vicdanlarını yaralayacak şekilde. Mustafa Kemal’in askerleri, 20-22 yaşında gencecik teğmenlerin ordudan atılmasına gösterdiğimiz tepkiyi, bakanlığı ayırarak, Genelkurmay’ı ayırarak kimin bu işi istediğini, kimin köpürttüğünü ve bunu bildiğimizi, buna şerh koyanlara nasıl mobbingler yapıldığını söylediğimiz için çıkmış bize diyor ki, ‘Ayağını denk al, yoksa biz denk aldırmasını biliriz.’ Ben kendisine soruyorum ‘Ne yapacaksın? Partinin önüne tank mı yollayacaksın? Bize topla tüfekle mi saldıracaksın? Yoksa ilişki içinde olduklarının, ilişki içinde olduğu mafyaları üzerimize mi salacaksın? Beyefendi, ikimiz de birer koltukta oturuyoruz. Oturduğunuz koltuk, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı koltuğudur. Değerlidir, ne kadar değerini bildiğiniz, o koltuğu ne kadar hak ettiğiniz, o koltuğu ne hallere getirdiğiniz ortadadır. Ama bir diğer koltuk, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin Genel Başkanlık koltuğudur, onun koltuğudur. Tanktan, toptan değil ilmekten, ölüm fermanından, hakkında verilen idam fermanından korkmadan, tek başına yola çıkan; bir memleketi kurtaran, bu Cumhuriyet’i kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin genel başkanını da bir üyesini de korkutamazsın. Hodri meydan.”
“BÜTÜN TÜRKİYE’YE UMUT OLACAK”
“O yüzden bu salon gibi Türkiye’de kampanyayı başlattığımızda 1,5 milyondu, şimdi 1 milyon 600 bin hedefine ulaştığımız bütün üyelerimiz ayaktadır. Önümüzdeki 23 Mart günü hep beraber erkenden kalkacak, sandıklara koşacak, tarihte görülmemiş ilk kez yapılan Cumhurbaşkanlığı ön seçimini, yani ülkeyi yönetecek kişiyi bugünkü Anayasaya göre belirlemek üzere ön seçime koşacak milyonlar, bütün Türkiye’ye umut olacak. Umuda, bütün korkuların kırılmasına, umudun yeşermesine o gün hep birlikte sahip çıkacaklardır. O gün oyları ile arkalarında duracakları ve o gün cisimleşecek olan Cumhurbaşkanı adayımız, biraz önce ifade ettiği şekliyle görevi, Atatürk’ün emanetine sahip çıkmak için hepimizde olan vazifeyi, hepimiz adına yapacak kişidir. Bundan sonra ona saldırmak, onu engellemeye çalışmak, onu siyasetten men etmek, hapsetmek… Bunları engellemek artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin, bu ülkenin kurucu partisinin milyonlarca üyesinin on milyonlarca bu memleketin evladı adına üstlenecekleri bir sorumluluk, verecekleri görevdir. Arkasında duracak da gelecek dönemde Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yapılacak ilk seçimde Gazi’nin koltuğunu devralacak bir Cumhuriyet Halk Partilidir.”
“GEÇMİŞLE HESAPLAŞMAYACAK, GELECEK İÇİN KUCAKLAŞACAK”
“Onun için biz, 23 Mart günü adayımızı belirlediğimizde yoksul çiftçiye, ‘Al ananı da git’ diyen, sonuncusuna benzeyen değil; ‘Çiftçi, köylü milletin efendisidir’ diyen, birincisini örnek alan bir cumhurbaşkanı seçmeye gidiyoruz. Seçimden önce ‘Gerekirse yılda dört kez asgari ücreti güncelleriz’ deyip, o oyları aldıktan sonra asgari ücretliye bir yıl boyunca bir kuruş zam yapmayıp onu sefalete sürükleyen değil; emekçinin hakkını kendi evlatlarının hakkı gibi gözetecek bir cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gidiyoruz. Atatürk’e zerre muhabbet besleyen, ‘Ne ölüme, ne dirime gelsin’ diyen adama, dirisinde bizzat gidip, cenazesine beş bakan yollayan bir cumhurbaşkanı değil; Atatürk’e, kurucu değerlerine, onun emanetine yürekten bağlı bir cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gidiyoruz. Edirne’deki esnafa sınırdan geçip de gelirler diye bekleyip, öğle saatlerinde leva ile siftah yaptıran, pandemide verdiği kredi faizini milyarderler için sabit tutarken, kendisi için üç katına çıkaran, o gün verdiği krediye bugün faiz artıran bir cumhurbaşkanı değil; kendisi de esnaflıktan gelen, kendisi de sokaktan gelen, esnafın derdini bilen, yoksulun derdini bilen, veresiye defterini bilen, gözünün içine baktığında karşısındakinin halinden anlayan bir cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gidiyoruz. ‘Bekar kadınların sahiplendirilmesi’ lazım diyenlerle iktidarı için ittifak yapan değil; ilk atacağı imzayla İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar Meclis’e yollayacak bir cumhurbaşkanı adayı belirlemeye gidiyoruz. Rakiplerini mertçe, cesaretle yarışarak yenmeye çalışacak, rekabet edecek, kazanırsa mertçe kazanacak, kaybederse olgunlukla karşılayacak bir cumhurbaşkanı aradığımız için, rakiplerle karşı savcılar, aparatlar görevlendiren, rakiplerinin yoksula içirdiği çorbanın, yeni doğan çocuğun altına bağladığı bezi veren belediye başkanlarının parasını haciz eden değil; bu milletin dertlerini bilen, bu dertleri çözmek için partizanlık yapmayan, geçmişle hesaplaşmak değil, gelecek için hangi siyasi görüşten olursa olsun tüm Türkiye ile kucaklaşabilecek olan, beş yıl önce kendisine oy vermemiş muhafazakar kadınların beş yıl sonra Sultangazi sokaklarında arabanın önüne atlayıp cebinden anne kart çıkartıp, bebesi bir kolunda, çantası bir kolunda kendisi de kalp yapabildiği birini cumhurbaşkanı yapmak için sandık başına gidiyoruz.”
“HEP BİRLİKTE BÜYÜK YOLCULUĞA DAVET EDİYORUZ”
“Bugün kurduğumuz sandık, Türkiye’nin ihtiyacı olan o büyük sandığın öncüsüdür. Ama o sandığı getirecek olan da o sonucu doğuracak olan da bizlerin kararlılığıdır. Bu yolculukta ben de tüm milletimize, tüm gençlerimize bir kez daha seslenmek istiyorum. Cuma günü akşam saatlerine kadar partilerimiz, 973 ilçede açık. Yetiştiremediğimiz üye kayıtlarına devam ediyoruz. Online kayıtlardaki 40 kata yakın artıştan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Cuma günü akşamına kadar bize katılmalarını, bizimle birlikte bu büyük yolculuğa katılmalarını bekliyoruz. Ancak 28 Şubat‘tan sonra da bu partiye telefonlar geliyor, ‘2 Mart doğumluyum ne yapabilirim?’ 28 Şubat‘tan sonra da hem yaşı gelenleri, hem de bugünlerde eli ermeyip, ‘Bu demokrasi şöleninde ben de olmalıydım’ diyenleri baba ocağına katılmaya devam etmeye çağırıyoruz. Çünkü bizim süreçlerimiz, alacağımız kararlar, bundan sonra milletimizin önüne ne sunacaksak hiçbirisi bütün üyelerimizin hep beraber ayağa kalktığı, okullara koştuğu, görev yaptığı ve sahip çıktığı bu güçlü süreçten farklı olmayacak. Onun için biz baba ocağının kapısını açık tutmaya, bize katılanlarla birlikte hatta katılamayanların da temsilcileri olarak o katılmış olanları, hep birlikte bu büyük yolculuğa davet ediyoruz. ‘Bu yolculukta sen de bize katıl, CHP’ye üye ol, Türkiye’nin aydınlık yarınları için 23 Mart‘ta gel, seç, sen de hep birlikte tarihe geç’ diyoruz.”
“HER BİRİNİZ TARİHE GEÇİYORSUNUZ”
“Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin çok tarihi bir sürecinin, çok önemli bir kavşağında 81 il başkanımız, bu süreçlerde nerede ama nerede onlara ve örgütümüze ihtiyaç duyulduysa ayağa kalkarak, partilerine dimdik sahip çıkarak, örgütlerini en doğru şekilde motive ederek yaptıkları görevlerden bir yenisini yapmak üzere eksiksiz koştular, buradalar. Partinin yönetimi olarak buradayız. 31 Mart‘ın kahramanlarının temsilcileri, belediye başkanlarımız buradalar. Ve cumhurbaşkanı adayımızı çok yüksek sayıda bir imzayla öneren grubumuz, o günden sonra da arkasında hep birlikte duran ve bugün eksiksiz olarak değerli genel cumhurbaşkanı adayımızla yaptığı sabah toplantısında kucaklaşan grubumuz buradalar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak 23 Mart’a giden bu yolda, devamında iktidarı devralmak üzere çıktığımız bu yolda, hep birlikte olmaktan, kol kola olmaktan, omuz omuza olmaktan ve kendimize değil memlekete dair hedeflerini hayata geçirmek için inançlı ve kararlı olmaktan dolayı onurluyuz, gururluyuz. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Her biriniz tarihe geçiyorsunuz. Sizi saygıyla selamlıyorum. Tüm üyelerimize haydi gel, seç ve tarihe geç çağrımızı tekrarlıyoruz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Biz başaracağız. Cumhuriyet Halk Partisi başaracak. Cumhuriyet Halk Partililer başaracak. Bir Cumhuriyet Halk Partili cumhurbaşkanı 100 yıl önceki devrimi kaldığı yerden sürdürecek, yokluğu ve yoksulluğu bitirecek, özgürlüğü yeniden getirecek, bu ülkeyi ayağa kaldıracak. Ona inanıyoruz, her birinize güveniyoruz. Sağ olun, var olun.”
ÜYE YORUMLARI
Yorum YapFacebook Yorumları