loading
close
SON DAKİKALAR

Tutuklu bulunan Furkan Vakfı Başkanı Kuytul'dan mektup: Müebbet hapis alan PKK’cılara yapılmayan bana yapılıyor

Tutuklu bulunan Furkan Vakfı Başkanı Kuytul'dan mektup: Müebbet hapis alan PKK’cılara yapılmayan bana yapılıyor
Tarih: 07.05.2018 - 09:28
Kategori: Gündem

Tutuklu bulunan Furkan Vakfı Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul'un eşi Semra Kuytul, Alparslan Kuytul'un kendisine yazdığı mektubu sosyal medya hesabından paylaştı.

"FETÖ/PDY, PKK/KCK, El Kaide ve DEAŞ silahlı terör örgütlerine bilerek ve isteyerek yardım etme" ile "suç örgütü kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 aydır tutuklu bulunan Alparslan Kuytul, eşi Semra Kuytul'a mektup yazdı.

Kuytul, mektubunda "Tek olmak Allah’a yakışır ve ben bugün 86 gündür bir odada tek başımayım. Hakkımda daha iddianame bile hazırlanmamış ve bir kez bile mahkemeye çıkmamışken ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış gibi muamele görüyorum. Hatta onlardan da ağırını. Çünkü ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olanların birçoğu oda eksikliği bahane edilerek iki kişi olarak kalıyorlar. Havalandırmaya çıkarıldıklarında birkaç kişi olarak çıkıyorlar ve her gün sohbet edebiliyorlar. Ben ise hem odada tekim hem de havalandırmada" ifadelerini kullandı.

Semra Kuytul'un "Çok Kıymetli Eşim Alparslan Hocam'dan Gelen İlk Mektuptan Bir Kaç Kesit" başlığıyla yayımladığı mektup şöyle:

"Allah (c.c.) beni burada mecburi halvete girdirdi, yalnız kendisiyle başbaşa kalayım diye. Biliyorsun halvet 40 gündür. Gözaltına alındığımdan itibaren 40 gün dolana kadar sadece okumak, zikretmek, namaz kılmak, Kur’an okumak, tefekkür etmek istiyordum. Bir şeyler yazmak hatta yazmayı düşünmek bile bana sıkıntı veriyordu. 40 gün dolduktan sonra bir şeyler düşünme ve yazma isteği canlandı. Şu anda da yazmaktansa okumayı, zikri ve tefekkürü tercih ederim ama en azından yazmak artık işkence olmaktan çıktı. Ayrıca gerektiğinde yazmak da konuşmak gibi bir vazife.

Ama itiraf etmeliyim ki günüm günümü, saatim saatimi tutmuyor. Bazen kısmen rahatlıyorum, okuyabiliyor ve yazabiliyorum ama bazen de ruhumda şiddetli daralma hissediyor ve hiç bir şey yapamaz hale geliyorum. Tek olmak Allah’a yakışır ve ben bugün 86 gündür bir odada tek başımayım. Hakkımda daha iddianame bile hazırlanmamış ve bir kez bile mahkemeye çıkmamışken ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış gibi muamele görüyorum. Hatta onlardan da ağırını. Çünkü ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olanların birçoğu oda eksikliği bahane edilerek iki kişi olarak kalıyorlar. Havalandırmaya çıkarıldıklarında birkaç kişi olarak çıkıyorlar ve her gün sohbet edebiliyorlar. Ben ise hem odada tekim hem de havalandırmada.

….

Benim yan odamda PKK’cılar kalıyor ve üç kişiler. Biri müebbet almış diğeri 30 yıl. Onlar bile yalnız kalmıyorlar. 10 kişilik sohbet grubuna çıkıyorlar, 3 saat kadar sohbet ediyorlar, spora gidiyorlar. Meğer ben Kur’an’ın mesajını anlatmakla ve hükümeti sadece bazı temel konularda ve iyi niyetle tenkit etmekle ne büyük suç işlemişim! Müebbet hapis alan PKK’cılara yapılmayan bana yapıldığına göre… Neyse ki kıyamet var, neyse ki mahkeme-i kübra var!

Son 3-4 yıldır konuşmalarımın başını sonunu kırpıp manasını bozduktan sonra internete ve medyaya servis eden alçaklar herhalde şimdi mutludurlar. Çünkü maksatlarına ulaştılar ve planlarını gerçekleştirdiler. Ancak bu onların planı, bir de Allah’ın planı var. Ya bu musibeti veren Allah (c.c.) bundan sonrasında bizim için çok daha güzel gelişmelerin olması için verdiyse. Ya böyle bir olay olmadan yıllar da geçse önemli ve hayırlı gelişmeler olmayacaktıysa.

Mevlana’nın dediği gibi;

“Ayağın kırıldı diye üzülme! Allah senden aldığı ayak yerine belki sana kanat verecek!”

İnşaallah Rabbim hem ayağımızı iyileştirecek hem de kanat verecek, bast-ı zaman ve tayy-ı mekân gerçekleşecek, az zamanda çok mesafe alınacak, zaman sündürülecek ve dava tüm mekânlara hızla yayılacak, yeryüzü adeta dürülecek, küçülecek!

Namert düşmanlarımızın planlarında hiçbir zaman Allah faktörü yoktur. Hâlbuki O, tüm planlardan haberdardır. Sonsuz kudreti ve hikmeti ile her olayda vardır ve her zaman müdahildir. Ama zalimler bunu bilmezler ve olayların istedikleri şekilde gerçekleştiğini zannederler. Hâlbuki Kur’an buyurur ki; “Biz onları bilmedikleri yönlerden derece derece azaba yaklaştıracağız.”

Mektuplarında biz Emniyet nezarethanesinde iken 10 gün boyunca gece-gündüz dışarıdaki çırpınışlarınızdan ve oradan ayrılmayan yüzlerce arkadaştan bahsetmişsin. Biz içeride sıkıntı içinde iken sizin dışarıda rahat edemeyeceğinizi biliyorum. Bizim için dua eden, sıkıntı çeken, ağlayıp gözyaşı döken, uykusuz kalan ve zayıflayan başta sen olmak üzere tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Rabbim inşallah çektiğiniz sıkıntıları size mükâfat olarak döndürecektir. Dostun gerçeği ve sahtesi böyle zamanlarda belli olur. Dostun gerçeğine de sahtesine de aynı değeri vermemek icab eder. Böyle bir davranışta dostluğa aykırıdır. Dostun gerçeğine de sahtesine de aynı değeri verenlerden gerçek dost olmaz. Çünkü öyleleri temyiz kudreti olmayan, gerçeği ile sahtesini ayırt edemeyen körlerdir.

Mektubunda gözaltına alınıp götürülürken sizleri “Allah’a emanet etmenin huzurunu duyup duymadığımı” sormuşsun. Kur’an-ı Kerim “Allah Mü’minlerin velisidir” buyurur da ben nasıl Allah’a emanet etmenin huzurunu duymam. Hakiki koruyucu ve gerçek fail Allah değil midir?
Mektubunda “Sizsiz olmak ağır bir yükmüş” diyorsun. Tahmin edebiliyorum. Ancak ağır yükler taşımadan insan kabiliyetleri nasıl gelişebilir ve insan nasıl dereceler kazanabilir ki. Hapishanede olmam inşallah yalnız bana değil sizlere de çok şey kazandıracaktır. Ayrıca Allah’tan taze iman istememiş miydik? Bir şey istediğimizde bedelini ödemeye de hazır olmalıyız. Taze iman çok pahalıdır, bedelini ödemeyenlere verilmez. Biz hem hakkı söylemenin hem haksızlıkları reddetmenin hem tembelliklerimizin ve günahlarımızın hem verilmesini istediğimiz taze imanın ve hem de ileride verilecek nimetlerin ve gelecek baharın bedelini ödüyoruz. Aslında bu kadar çok şey için ödediğimiz bedel küçük bile kalıyor. Bu da Rabbimizin rahmetini, şefkatini ve cömertliğini ispat ediyor.

….

Zindan bir taraftan çok sıkıntılı bir yer iken diğer taraftan da en güzel ve en onurlu yerdir. Eğer zindana girişiniz hak dava uğrunda ise, kula kulluğu reddettiğiniz ve “Allah’ın dünyasında Allah’ın dediği olmalı” dediğiniz içinse, haksızlıkları reddettiğiniz ve mazlumları savunduğunuz içinse, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan olmamak içinse, güçlülere yalakalık yapmayıp hakkı söylediğiniz içinse bir taraftan sıkıntı çekseniz bile diğer taraftan zindan en büyük onuru ve mutluluğu duyduğunuz yer olur. Kabir, kâfir ve fasıklara azab yeri olurken iman edip salih ameller işlemiş olanlara cennet bahçesine dönüştüğü gibi. Sıkıntısı geçer gider geride lezzeti kalır.

….

Emanetleri zayi etmeyen Allah’a emanet olun. İbadetlere, zikrullaha ve okumaya ağırlık verin.Tüm akrabalara ve arkadaşlara selamımı ilet.. Esselamu Aleykum."

NE OLMUŞTU?

Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca, "vakıf faaliyeti adı altında kuruluş amacı dışında anayasal düzene karşı fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek kamu güvenliğine karşı faaliyet yürütme ve suç örgütü" iddiasıyla Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı yönetici ile sorumlularının aralarında yer aldığı zanlılar hakkında gözaltı kararı verilmişti. İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekiplerince 30 Ocak'ta 33 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiş, kurucu başkan Alparslan Kuytul'un da aralarında bulunduğu 28 vakıf yönetici ve üyesi gözaltına alınmıştı. Vakfın genel merkezinin bulunduğu binadaki aramalarda, bir kasa ve dolapta kayıt dışı olduğu belirlenen 364 bin lira ele geçirilmişti. Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfına mahkemece kuruluş amaçlarına aykırı faaliyetlerinden dolayı kayyum atanmıştı.

Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfının kurucu başkanı Alparslan Kuytul hakkında daha önce yürütülen iki ayrı soruşturma kapsamında "Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" ve "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlarından da 2 ayrı iddianame hazırlanmıştı.

Adana 2. ve 22. Asliye Ceza Mahkemelerince kabul edilen iddianamelerde Kuytul için 7 yıl hapis cezası istenmişti. Adana 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki iddianamede, Kuytul'un video paylaşım sitesinde 1 Temmuz 2016 tarihinde yayınlanan konuşmasında Cumhurbaşkanına hakaret ettiği belirtilmişti.

Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede ise Kuytul'un vakfa ait sosyal paylaşım sitelerine yüklenen video görüntülerinde, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimini destekler mahiyette açıklamalar yaptığı aktarılmıştı.

İddianamede, Kuytul'un konuşmalarında darbe girişimi sonrası tutulan demokrasi nöbetlerine de tepki gösterip "Demokrasi dediğiniz zaman tüm haramları da kabul etmiş oluyorsunuz. Ben söylüyorum kim demokrasi için sokaklara çıkarsa gayri İslami bir düzeni savunmuş olur. Bunun da hesabını Allah'a verir." diyerek halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği kaydedilmişti.

8 Şubat'ta Adana merkezli 3 ilde yürütülen Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfına yönelik soruşturma kapsamında adliyeye sevk edilen Kuytul'un da aralarında bulunduğu 28 şüpheli savcılıkta ifade verdi.

İfade işlemlerinin ardından zanlılar, "FETÖ/PDY, PKK/KCK, El Kaide ve DEAŞ silahlı terör örgütlerine bilerek ve isteyerek yardım etme" ile "suç örgütü kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyeti çerçevesinde nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik" suçlarından, şüphelilerden İ.B. ise ayrıca "müstehcenlik" suçundan tutuklanmaları talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi.

Hakimlikteki işlemlerin ardından zanlılardan Alparslan Kuytul ile T.Y.D, İ.B, E.A. ve A.A. tutuklandı, 23 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Kaynak : Vişne Haber Ajansı

ÜYE YORUMLARI

Yorum Yap

Facebook Yorumları